Saadetin esaslarından nikah ise: İnsanın ihtiyacını en fazla tatmin eden, kalbine mukabil bir kalbin mevcut bulunmasıdır.
Böylece her iki taraf sevgilerini, aşklarını, şevklerini birbirine sunar ve lezzetlerde birbirine ortak, gam ve kederli şeylerde de yekdiğerine yardımcı olurlar.
Bir konuda şaşırıp kalan veya bir şeye dalarak tefekkür eden adam, velev zihnen olsun, ister ki, birisi gelsin, kendisiyle o hayreti, o tefekkürü paylaşsın.
Kalplerin en latifi, en şefkatlisi kadın kalbidir.
Fakat kadın ile ruhi imtizacı (geçimi) ikmal eden, kalbi ünsiyet ve ülfeti itmam eden, suri ve zahiri olan arkadaşlığı samimileştiren, kadının iffetiyle, kötü ahlaktan temiz ve pak bulunması, çirkin arızalardan uzak olmasıdır.
İnsan, bir eşe muhtaçtır ki, iki taraf aralarında, hayatlarına lazım olan şeyleri yardımlaşma suretiyle yapabilsinler.
Rahmetin doğurduğu muhabbet gereği, diğerinin zahmetlerini hafifleştirsinler.
Gamlı, kederli zamanlarını, ferah ve sürura dönüştürebilsinler.
Zaten dünyada insanların tam ünsiyeti, ancak eşiyle olur.
Kadının en câzibedar, en tatlı güzelliği, kadınlığa mahsus bir letâfet ve nezâket içindeki hüsn-ü sîretidir.
Ve en kıymettar ve en şirin cemâli ise, ulvî, ciddi, samimi, nurânî şefkatidir.”
An Aesthetic Education On R.n