İlk kitabı ( Büyük Defter) tek oturuşta bitirdim. Yazım diline, tarzına, konusuna, kurgusuna hayranlıkla okudum. Yazar, yapmak istediği şeyi harika bir biçimde yapıyor. Anlatıcı(lar) görüşlerini, düşüncelerini, yorumlarını, duygu ifadelerini eklemeden sadece olanı anlattıkları bir metin ortaya koyuyor ve olanlar zaten duygu, düşünce yüklü bir şekilde çınlıyor kulaklarımızda. Serkan Keskin bir röportajında bu kitabın en sevdiği kitap olduğunu söylediğinden beri aklımda olan bir kitaptı. Yazarın külliyatını okumak kaçınılmaz oldu. (Kitaba devam ettikçe güncelleyeceğim bir inceleme olacak.)
!!!Sürprizbozan içerebilir.!!!
....
Kanıt
İkinci kitap, ilk kitaptaki çoğu şeyi ters yüz eden bir anlatıma sahipti. Ensest vakalarının fazlalılığı beni yordu, bunun yanında ilk kitapta olan her şeye karşı var olan güvenimin sarsılması, hikayenin sürekli yeni baştan kurulması çok yaratıcıydı. İlk kitap kadar beni içine çekemedi malesef, bu tamamen benimle ilgili de olabilir. Bilemiyorum.
...
Üçüncü Yalan
Gerçekleştiğini sandığımız şeylerin gerçekleşmemiş olması fakat aynı zamanda gerçekleşmiş olanların da en az ilk iki kitapta olanlar kadar çarpıcı, yürek yaralayan türde olması; her seferinde hikayenin yeniden kurulması ve bunun da harika bir şekilde yapılması... Hayranlıkla okudum.