• Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla

    1,2. Rahmân, Kur'an'ı öğretti.

    3. İnsanı yarattı.

    4. Ona beyanı (düşünüp ifade etmeyi) öğretti.

    5. Güneş ve ay bir hesaba göre hareket etmektedir.

    6. Otlar ve ağaçlar (Allah'a) boyun eğerler.

    7. Göğü yükseltti ve ölçüyü koydu.

    8. Ölçüde haddi aşmayın.

    9. Tartıyı adaletle yapın, teraziyi eksik tutmayın.

    10. Allah, yeri yaratıklar için var etti.

    11. Orada meyve(ler) ve salkımlı hurma ağaçları vardır.

    12. Yapraklı taneler, hoş kokulu bitkiler vardır.

    13. O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

    14. Allah, insanı pişmiş çamur gibi bir balçıktan yarattı.

    15. "Cin"i de yalın bir ateşten yarattı.

    16. O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

    17. O, iki doğunun ve iki batının Rabbidir.(1)

    (1) Güneş dünyanın herhangi bir noktasında batarken aynı zamanda oranın mukabili olan yerde de doğmaktadır. Diğer bir bakış açısıyla, güneş bir yerde doğarken aynı anda, bir başka yerde batmaktadır. Buna göre itibarî olarak güneşin bir tam gün içinde iki doğuşu ve iki batışı bulunmaktadır. Mevsimlere göre güneşin ufukta doğup battığı farklı noktalar dikkate alınacak olursa, buna göre birçok "Doğu" ve birçok "Batı" dan söz edilebilir. (Bakınız: Sâffât sûresi, âyet, 5 ve dipnotu.)

    18. O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

    19. (Suları acı ve tatlı olan) iki denizi salıvermiştir; birbirine kavuşuyorlar.(2)

    (2) Benzer ifadeler için bakınız: Furkân sûresi, âyet, 53.

    20. (Fakat) aralarında bir engel vardır, birbirine geçip karışmıyorlar.

    21. O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

    22. O denizlerin her ikisinden de inci ve mercan çıkar.

    23. O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

    24. Denizde akıp giden dağlar gibi yüksek gemiler de O'nundur.

    25. O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

    26. Yer üzerinde bulunan her canlı yok olacaktır.

    27. Ancak azamet ve ikram sahibi Rabbinin zâtı bâki kalacaktır.

    28. O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

    29. Göklerde ve yerde bulunanlar, (her şeyi) O'ndan isterler. O, her an yeni bir ilâhî tasarruftadır.

    30. O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

    31. Yakında sizi de hesaba çekeceğiz, ey cinler ve insanlar!

    32. O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

    33. Ey cin ve insan toplulukları! Göklerin ve yerin uçlarından bucaklarından geçip gitmeye gücünüz yeterse geçip gidin. Büyük bir güç olmadıkça geçip gidemezsiniz.

    34. O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

    35. Üstünüze ateşten yalın bir alevle kıpkızıl bir duman gönderilir de kendinizi koruyamazsınız.

    36. O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

    37. Gök yarılıp da, yanıp kızaran yağ gibi kırmızı gül hâline geldiği zaman (hâliniz ne olur?)

    38. O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

    39. İşte o gün ne insana, ne cine günahı sorulmayacak.(3)

    (3) Çünkü her şey kayıt altına alınmıştır.

    40. O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

    41. Suçlular simalarından tanınır da, perçemlerinden ve ayaklarından yakalanırlar.

    42. O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

    43. İşte bu suçluların yalanladıkları cehennemdir.

    44. Onlar, cehennem ateşi ile yüksek derecede kaynar su arasında gider gelirler.

    45. O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

    46. Rabbinin huzurunda (hesap vermek üzere) duracağından korkan kimseye iki cennet vardır.

    47. O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

    48. İki cennet de (ağaçlar, meyveler, rengârenk bitkiler gibi) çeşit çeşit güzelliklerle bezenmiştir.

    49. O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

    50. İçlerinde akan iki pınar vardır.

    51. O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

    52. İkisinde de her meyveden çift çift vardır.

    53. O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

    54. Onlar astarları kalın ipekten olan döşeklere yaslanırlar. Bu iki cennetin meyveleri (zahmetsizce alınacak kadar) yakındır.

    55. O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

    56. Oralarda bakışlarını sadece eşlerine çevirmiş dilberler vardır. Onlara eşlerinden önce ne bir insan, ne bir cin dokunmuştur.

    57. O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

    58. Onlar sanki yakut ve mercandır.

    59. O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

    60. İyiliğin karşılığı, yalnız iyiliktir.

    61. O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

    62. Bu iki cennetten başka iki cennet daha vardır.

    63. O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

    64. O iki cennet koyu yeşil renktedir.

    65. O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

    66. İçlerinde kaynayan iki pınar vardır.

    67. O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

    68. İçlerinde her türlü meyve, hurma ve nar vardır.

    69. O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

    70. Onlarda huyları güzel, yüzleri güzel dilberler vardır.

    71. O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

    72. Onlar, çadırlara kapanmış hurilerdir.

    73. O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

    74. Onlara, eşlerinden önce ne bir insan ne bir cin dokunmuştur.

    75. O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

    76. Onlar yeşil yastıklara ve güzel yaygılara yaslanırlar, (nimetlenirler).

    77. O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

    78. Azamet ve ikram sahibi Rabbinin adı yücedir.
  • Kalbini kırmışsam sükutumun kalmaz bir kıymeti
    Beklesin artık yüreğim zamansız kopacak kıyameti
    Bakışlarından toprağa dökülmek tarifsiz bir acı
    Sensiz bulamam kuruyan bahçemi yeşertecek ilacı
    Senin için karanfil topluyorum mim duraklarından
    Sen küsünce kan damlıyor üstüme dudaklarından
    Sanma ki bu arzuhalin içi boş , çırpınışım bir anlık
    Yüzünü göremediğim her yer bana zifiri bir karanlık
    Ekmeği çaresizliğe banmak senin ülkende suç mudur
    Gözlerime hiç bakmayışın iftarı olmayan bir oruç mudur
    Biraz hicret biraz imtihan ve sonsuzluğu yansıtan aynasın
    Gözyaşlarını yere düşürürsem içimde cehennem kaynasın
    Gölgeni kaybettiğim an kaderim zindanlarda oyalanır
    Ruhuma telafisi imkansız bir kabir azabı mayalanır
    Gözlerinden yükselir dualarım göğün imtiyazlı katına
    Bir gülüşün için binlerce yağmur damlası yığarım kapına
    İçime sığmayan varlığın mahşeri düşlerimin bereketidir
    Aşkın mucidi gözlerin sanki peygamber memleketidir
    Hatırlatıyor duruşun güvercin yuvasını örümcek ağını
    Ellerimi Kevser ile yıkamadan açmayacağım duvağını
    Seni bilmezden evvel kainatta aşk hiç yok sanırdım
    Beyaz kanatlı elçilere mahcup olmaktan usanırdım
    Anladım yüreğinden geçermiş huzura götüren tabut
    Ya aç perdeleri ardına kadar ya da beni kuyuda unut
    Ben ki yokluğa ilk günkü gibi sevdalı bir mavera yolcusuyum
    Kalu Bela'da verdiği yemine sadık kalanların sonuncusuyum (
    ____
    Yıldırım ÇAMBEL ( 01.04.2016 )
  • ...Müslüman yürekler bilirim
    Kızdı mı cehennem kesilir
    Sevdi mi cennet...
  • Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla

    1. Tan yerinin ağarmasına andolsun,

    2. On geceye andolsun,(1)

    (1) Bu âyette geçen "on gece", kuvvetli olan görüşe göre Zilhicce ayının ilk on gecesidir.

    3. Çifte ve teke andolsun,

    4. Geçip giden geceye andolsun (ki, müşrikler azaba uğrayacaklardır).

    5. Şüphesiz bunlarda, akıl sahibi bir kimse için üzerine yemin edilmeye değer bir özellik vardır.

    6,7,8,9,10. (Ey Muhammed!) Rabbinin, (Hûd'un kavmi) Âd'e, şehirler içinde benzeri kurulmamış olan, sütunlarla dolu İrem'e, vadide kayaları oyan (Salih'in kavmi) Semûd'a, kazıklar sahibi Firavun'a(2) ne yaptığını görmedin mi?

    (2) Âyette sözü edilen "kazıklar" ile, Firavun'un ordusundaki çadırların kazıkları kastedilmiş olabilir. Bu takdirde, kinaye yoluyla Firavun'un askerlerinin çokluğu ifade edilmiş olur. Bu kazıkların, insanlara işkence için kullanılan kazıklar olduğu da söylenmiştir.

    11,12. Bunlar şehirlerde azgınlık eden ve oralarda pek çok bozgunculuk çıkaran kimselerdi.

    13. Bu yüzden Rabbin onların üzerine azap kamçısı yağdırdı.

    14. Şüphesiz Rabbin, gözetlemededir.

    15. İnsan ise; Rabbi onu deneyip de kendisine ikramda bulunduğunda, ona bol bol nimetler verdiğinde, "Rabbim bana ikram etti" der.

    16. Ama onu deneyip rızkını daraltınca da, "Rabbim beni aşağıladı" der.

    17. Hayır, hayır! Yetime ikram etmiyorsunuz.

    18. Yoksulu yedirmek konusunda birbirinizi teşvik etmiyorsunuz.

    19. Haram helâl demeden mirası alabildiğine yiyorsunuz.

    20. Malı da pek çok seviyorsunuz.

    21. Hayır, yeryüzü (kıyamet sarsıntısıyla) parça parça olup dağıldığı zaman,

    22,23. Rabbinin buyruğu ve saf saf dizilmiş olarak melekler geldiği ve o gün cehennem getirildiği zaman, işte o gün insan (yaptıklarını birer birer) hatırlar. Fakat bu hatırlamanın ona nasıl faydası olacak!?

    24. "Keşke bu hayatım için önceden bir şey yapsaydım" der.

    25. Artık o gün, Allah'ın edeceği azabı kimse edemez.

    26. Onun vuracağı bağı kimse vuramaz.

    27. (Allah, şöyle der:) "Ey huzur içinde olan nefis!"

    28. "Sen O'ndan razı, O da senden razı olarak Rabbine dön!"

    29. "(İyi) kullarımın arasına gir."

    30. "Cennetime gir.
  • Yankın yasak, aynalara.
    İnemem bahçende talan.
    Tam, boş yanı bu, derim namussuzun,
    Tam, bıçağım cehennem gibi güzelken,
    Aklıma düşüyorsun
    Ellerim arık.......
  • Cehennem, insanın kendi ciğeri.
  • Söylenen günah, terk edilmiştir. Anlatılan yaşam, cehennem azabından kurtarılmıştır.
    Konuşmayı öğrenemeyen sonsuza dek hapiste ve tuzak içinde kalacaktır.