• Sonsuza kadar aklımda sadece sen varsın
    Hayatımdaki parçalar seninle kayboluyor
    Sonsuza kadar aklımda sadece sen varsın
    Hayatımdaki parçalar seninle kaçıyor
    Sonsuza dek aklımda
    Yaşamanı istiyorum Bunu bu dünyadaki her şeyden daha çok istiyorum. Bizimle kalmak için cehennem gibi savaşmanı istiyorum. Ama diğer herkes gitti, biliyorum, istediğin bu olmayabilir. Savaşmaya devam etmek senin için zor olabilir, o yüzden ... gitmek istersen, sorun olmadığını bilmeni istiyorum

    Yalnızdım, kendi başıma, sorun değil
    Beni gerçekten seviyor musun, gerçekten güveniyor musun?
    Kötü düştüm, üzgündüm, üzgündüm
    Şimdi gerçekten gittin ve beni aramanı sağlayamıyorum.
    Kaçmak, bu aşkı sikmek ve burayı sikmek istiyorum
    Eğer hayalet olsaydın, yine de seni öperdim
    Ciğerlerimi dolduramıyorum, dış uzam gibiyim gibi hissediyorum
    Sevdiğim sensin ama nefret ettiğim sensin

    Seni gerçekten başkasıyla göremiyorum
    Bütün bu kahrolası Perky sağlığım için iyi değil
    Hepsini bitirmek istiyorum, bunu bir daha yapamam.
    Ona onu sevdiğimi söyle, onun için yaptı.
    Seni gerçekten başkasıyla göremiyorum
    Bütün bu kahrolası Perky sağlığım için iyi değil
    Hepsini bitirmek istiyorum, bunu bir daha yapamam.
    Ona onu sevdiğimi söyle, onun için yaptı.

    Sonsuza kadar aklımda sadece sen varsın
    Hayatımdaki parçalar seninle kayboluyor
    Sonsuza kadar aklımda sadece sen varsın
    Hayatımdaki parçalar seninle kaçıyor
    Sonsuza dek ...
  • ''Cehennem nerede sence?''diye sordu.
    ''Bilmem,ama düşündüğümüzden yakın olmalı.''
  • Zavallı kadın o çocuklarla cehennem hayatı yaşıyor olsa gerek, diye düşündü Winston. Bir iki yıla kalmaz, annelerinin küçücük bir sadakatsizliğini yakalayabilmek için kadıncağızı gece gündüz izlemeye başlardı bunlar. Son zamanlarda neredeyse tüm çocuklar korkunçlaşmıştı.
  • Şirk, Allah’a ortak koşmak demektir. Bunun bir zâhiri, yâni “açığı” var; bir de “hafîsi”, yâni gizlisi. Zâhir olanı, bildiğimiz şirktir. Üç ilaha inanmak, yahut putları Allah katında şefaatçi kabul etmek bu guruba girer.

    Hafî şirke gelince, bu ana hatlarıyla ikiye ayrılır. Birisi, Allah’ın rızasını unutup insanlara riya ve gösterişte bulunmak, yahut nefsin arzularını tatmine özen göstermek. Diğeri de eşyanın yaratılmasında birer sebep olarak vazife gören mahlukata olduğundan fazla önem vermek; onları tesir gücüne sahip zannetmek.

    Bir de bu hafî şirkin bir derece daha perdelisi var ki, fiil âleminde değil, his âleminde, kalp âleminde cereyan eder. İnsanlar mânen terakki ettikçe şirk de gittikçe perdelenir...

    Sebeplere olduğundan fazla önem vermek de gizli şirk. Bir işin tahakkukunda sebebin hakkı bir iken, ona yüz kat fazla değer biçilirse doksan dokuzu gizli şirk hesabına geçer... İnsanın kendi nefsine fazlaca güvenmesi, bütün lâtifelerini onun (nefsin) emrine vermesi de gizli şirk.

    Buna sadece bir tek misal: Cebbar ve Mütekebbir ancak Allah’tır. İnsan, Allah’ın kendisine bahşettiği varlığı, kuvveti, ilmi, Onun huzurunda Onun kullarını ezmekte kullanırsa, Cebbar ve Mütekebbir olmaya özenmiş ve gizli şirke girmiş olur.

    Resulûllah (asm.) Efendimiz, “Felak” için,

    “Cehennemden bir zindandır, onda cebbarlar, mütekebbirler hapis olunur ve cehennem ondan Allah’a sığınır.” (Deylemi, 3/217; Kenzu’l-Ummal, h.no:2954; Rivayetin zayıf olduğu söylenmiştir. bk. Şevkani, 5/640-641)

    buyurmuştur. Ama gel gör ki Cehennemin ürküp kaçtığına, nefsimiz can atıyor. Sadece bu bile, nefsin Cehennemden çok daha tehlikeli olduğunu bildirmeye kâfi. Fakat bunu da yine o nefis yüzünden anlamaya yanaşmıyoruz...

    Bir başka Hadis-i Şerif:

    “İslâm dinini kabul etmiş birisi, herhangi bir şahsa zenginliği için saygı gösterirse, dininin üçte ikisi gider.” (Ancak rivayet zayıftır. bk. Beyhaki, Şuab, 12/373)

    İslâm’da Allah için sevmek esastır. Zekâtını veren, hayırlı işler gören bir zengini sevmek Allah namınadır ve bu hadisin şümulüne girmez. Burada yasaklanan sevgi Allah’tan gafil olarak, kula zillet gösterme tarzındaki sevgidir.

    İslâm, tevhit dinidir. Bu kâinatın Sahibi ve Mâliki birdir. Her hayır, ancak Onun hazinesindedir. İslâm, ne ışık için güneşe, ne tahıl için tarlaya, ne de serveti için zengine aşırı ölçüde minnettar olunmamasını ders verir. Herkes ve her şey, sadece birer sebep, birer vesiledir. Bütün nimetler, arz ve semanın Rabb'inden geliyor.

    Bu dersi alan fakir bir mü’min, bir zengine rızkını o veriyormuşçasına zillet gösterirse, tevhit inancı, yâni Allah’ı bir bilme itikadı zedelenebilir. Zengin olsun, fakir olsun her insan, ancak iman, ahlâk, fazilet, ilim, irfan, dürüstlük gibi sıfatları için sevilir. Zenginlik, tek başına bir sevgi vesilesi değildir.

    Bir zengin de bu hadis-i şerifi okuduğu zaman, kimseyi minnet altında bırakmaz. Yaptığı iyiliklere, ettiği ihsanlara karşı, aşırı bir hürmet beklemez. Aksi takdirde, karşı tarafın şeref ve haysiyeti yanında, diniyle de oynamış olacağını bilir.
  • Ağlama Cehennem, öteki dünyadaki unvan sahipleri, devlet büyükleri, yüksek yargıçlar, zenginler hep sana gelecek!
  • Sadece bir hadis; hayatı, imanı ve cennet-cehennemi anlaman için, sadece bir hadis:
    'Cehennem şehvetlerle kuşatılmıştır. Cennet de zorluklarla kuşatılmıştır.' (Buharî, 6487)
  • Eğer, bilsen ki bugün,
    Son günüdür ömrünün...
    Neler yapardın acep,
    Nasıl geçerdi günün?..
    Yine düşünür müydün;
    Mevsimlik kostümlerde
    Renklerin modasını?..
    Ve yazlık köşkün için,
    Pembe, İtalyan tipi
    O yatak odasını?..

    ''Doldur!..'' diye haykıran,
    Şarkılara dem tutar;
    Meyhâneci dostuna
    Sitem'le çatar mıydın?..

    O bir günlük ömrüne,
    Bunları katar mıydın?

    Eğer, bilsen ki bugün,
    Son günüdür ömrünün..
    Neler yapardın acep,
    Nasıl geçerdi günün?..
    Yine, o mezarlıktan;
    Çılgın kahkahalarla,
    Şen, şakrak geçer miydin?..

    Yine mahremlerini
    Cömertçe(!) açar mıydın?

    Ve mâbetler dolusu
    Arınmış insanlara,
    'Yobaz' yaftasıyla
    Hükümler biçer miydin?..

    O ezan seslerinden,
    Yine de kaçar mıydın?..

    Eğer, bilsen ki bugün,
    Son günüdür ömrünün...
    Neler yapardın acep,
    Nasıl geçerdi günün?...

    'Vurdumduymaz' tavrını
    Yine öyle takınır,
    Servetin zekâtını,
    Fukaradan sakınır;
    Bu İlâhi buyruktan,
    Yine yakınır mıydın?..
    Koltuk ihtirâsıyla,
    Ahlâk yolundan sapar;
    Paraya tapar mıydın?..

    Şuursuz alkışlarla,
    Zâlime arka çıkar;
    O vebâl ateşinde,
    Kendini yakar mıydın?..

    Yine, hoş gelir miydi;
    Âyetle alay eden,
    O zındık fıkraları?..
    O işret sofraları?.

    Eğer, bilsen ki bugün,
    Son günüdür ömrünün..
    Neler yapardın acep,
    Nasıl geçerdi günün?..

    Geç de olsa...
    O, 'Allah korkusu'yla tanışır;
    Secdeyle, seccadeyle,
    Hemen barışır mıydın?.

    Bunca beyhude geçen,
    Ömrüne yanar durur;
    Pişmanlıklar içinde,
    Dizine vurur muydun?..
    O cehennem korkusu,
    Bütün kalbini sarar,
    Haklarını yediğin,
    Kulları arar mıydın?..

    Anlar mıydın.. Zerrelerin
    Zikreden dillerini?..
    Açar mıydın.. semâya,
    Titreyen ellerini?..

    Yalvarır mıydın? ''Yâ Rab,
    Bana bir fırsat'' diye
    ''Kulun uyandı artık,
    Ömrünü uzat'' diye...


    Şuur