TRT'de yayınlanan Vefa Sultan dizisini seyredeyim dedim. İlk bölüm fena değildi. İkinci bölümde aşk romantizmleri kokusu gelse de idare ederdi. Üçüncü bölüme geldiğimizde ise aşk romantizminin dozunu artırdılar. Oysa aşk, romantik bir eylem değildir. Aşk, acıdır hatta aşk, köpekliktir. Neyse buna da göz yumalım derken, bir de meczup gibi görünen ama giyim kuşamı şaman büyücülerine benzeyen bir ucube çıkardılar. Öylesine irrite edici bir tip ki. Bira daha ilerledikçe medresenin önde gelen mollalarından birisinin de sol elle bir şeyler yediğini görüyoruz. Biraz daha gidiyoruz. Ser müderris Mustafa kitapçıya giriyor. Tezkire'tül Evliya'yı alıyor ardından Kuşeyri Risalesi'ni. Tasavvufla alâkalı kitap sorunca, Tabakat'üs- Sufiye'yi öneriyor kitapçı. Menkıbelerle, hikayelerle işim olmaz tarzında şeyler söylüyor baş müderris Mustafa. Ula bu senaryoyu yazan vatandaş eline Tezkire'yi hiç aldı mı acaba. Tasavvuf tarihinin en büyük Tabakat kitaplarından birisidir Muhteşem Attâr'ın Tezkire'si. Neyse, dizi seyretmek bizim neyimize. Sözü de bu kadar uzattık. Kim okur ki!?