Her dergi bir sergi, yani sofradır. Herkes buradan nasibine düşeni yer. Ve bir derginin baştan sona okunup beğenilmesi de beklenilmez. Bir dergide size hitap eden üç yazı varsa o dergi sizin derginizdir. Sözü fazla uzatmadan Nedâmet'e gelelim:
Öncelikle Oğuzhan Âsım Güneş ve Gürkan Pür şiirlerinin poetikasını yazması gerektiğini düşünüyorum. Hem kendilerinin hem de derginin şiirlerinin sırtını dayadığı yeri, kimlerden ilham aldığını ve bu şiiri yazmakta niçin ısrar ettiklerini okurun bilme hakkı vardır diye düşünüyorum. İkinci olarak, ısmarlama yazılara fazla bel bağlamamalı ve dergi kendi ekibini kurmalı. Çünkü dergi ekip işidir. Dışarıdan yazı gelmese bile o ekip çıkacak sayıyı kotarmalı. Misal İbrahim Orhun Kaplan gibi dostlara baskı yapılmalı. Dergi içi söyleşiler olabileceği gibi dışarıdan da söyleşiler alınmalı.
Üçüncü olarak, her ay yeni bir yazarı konuk etmeye çalışmalı. Çünkü dergi ayrıca bir ocaktır. Yeni yazarlar dergilerin mutfağında pişer, tezgâhından geçer. Misal buradaki dergiyi yakından takip eden arkadaşlardan inceleme yazar gibi kitap tahlili, tanıtımı yazıları istenebilir... Neyse. Gece gece çenemin bağı düştü. Belki tavsiye makamında değilim yazdıklarım da tavsiye değil bir iç döküş. Ukalalık ettiysek affola...