Asıl tuhafıma giden şey, onun bütün haydutluğunu ve yediği haltları hep bildiğim halde ona karşı duymaklığım gereken öfkeyle kini bir türlü duyamıyordum.
Ertesi günü Hacıyı evinde kömür gazından boğulmuş buldular. Yanmış avcunun içinde, altındır diye avuçlamış olduğu ateşi bir avuç kül halinde buldular. O gün Hacının bankadaki paraları, ah zavallı Hacı bizi çok severdi, diye saçlarını başlarını yolmadılar. Sahip olduğu han, hamam ve dükkânların kılı bile kıpırdamadı. Gün şafaklayın yine eskisi gibi doğdu. Karacaahmet Mezarlığının selvileri rüzgârda her gün sallandıklarından başka türlü sallanmadılar. Yaradılışın rüzgârı ilgisiz ilgisiz ıslığını her zamanki gibi çalıyor ve kendi yolunca esip gidiyordu.