Bu eser; dört yakın arkadaşın yıllara yayılan dostluğunu, travma, acı, iyileşme ve insan dayanıklılığını çok derin ve sarsıcı bir şekilde ele alan bir roman. Bu dört arkadaş arasındaki bağ, bazen bir ailenin verebileceğinden daha güçlü hissediliyor. Özellikle Jude karakterinin geçmişi ve yaşadığı acılar, kitabın duygusal ağırlığını belirliyor.Eserde dostluğun, sevginin, birbirine tutunmanın nasıl hayat kurtarabileceğini de çok güzel gösteriyor.
Her karakter sanki gerçek bir insanmış gibi hissediliyor.
Hatalarıyla, kırılganlıklarıyla, iyileşmeye çalıştıklarında bile tökezlemeleriyle…
Ve okuyucu olarak onlarla beraber büyüyor, yoruluyor, umutlanıyor ve hatta üzülüyorsun. Kitabın sonunda “böyle hayatlar gerçekten var mı?” diye düşünmeden edemiyorsun.
Kısacası, ağır ama bir o kadar da unutulmaz bir roman.Kitaba tereddütle başlamıştım ama çok severek bitirdim..