"...Halkın büyük bölümünün eğitimsiz olması devlet eliyle yapılan bir kötülüktür. Bu durum kendi kendini talan etme yıkıma uğratma ve aşağılamadır. İlkel halkların fakirlik ve yok olma tehlikesi ile karşı karşıya kalmalarının nedeni sahip oldukları toprakların zenginliklerinden faydalanmamalarıdır."
Snelman sözlerini şöyle sürdürmekte: "en büyük ilkellik - ülkede yaşayan her bir insanın sahip olduğu fiziksel, manevi ve zihinsel yeteneklerden faydalanamamak, bunu istememek ve bu konuda başarısız olmaktır.
İstediğiniz türden anayasalar, seçim mevzuatları oluşturabilir, en liberal yasaları çıkartır, sosyalizm veya komünizmin sihirli gücüne inanabilirsiniz. Ama bizim evladımız olan yüz binlerce çocuk hayata önemsiz ve küçük fertler olarak başlangıç yapacaksa, her türlü parlamentoya rağmen, sefil, fakir ve iğrenç bir yaşantıya mahkum olacağız. Memurlar halka itinasız davranacak, bakanlar "politik yalancı", milletvekilleri ise halkın sırtından geçinen vurguncular olarak karşımıza çıkacaktır. Okullar yeni nesillerin kalbini ve zekasını kurutan yerler olarak kalmaya devam edecek, basın bedeninin satmakla geçinen hayat kadınına benzeyecektir.
Gençler İngiliz sporuna ilgi duymaya başlarken, özellikle en kötü spor dalına - ayakla oynanan bir tür top oyunu olan futbola merak giderek artmaktaydı... Bütün ülkelerde binlerce insan bir futbol kültürü oluşturarak, ona tapmaya, futbolu bilim ve sanatla eşdeğer görmeye başlamıştı... Gazetelerde özel köşeler açılmakta, hemen her gün "manda gibi güçlü ayaklara sahip" kahramanlarla ilgili yazılar çıkmaktaydı... Futbol, ruhsal bir hastalık gibi, şehirde yaşayan gençlerin büyük kesimine sirayet etmeye başladı...
Hiciv sanatının ölümsüz örneği olan "Deliliğe Övgü" eserinin büyük yaratıcısı ezberciliği bilgelik sayan kuru teorisyenleri "iribaş" olarak adlandırmakta ve acımasızca eleştirmektedir.