Öleceğiz diye hiç yaşamayacak değiliz. Zaten yaşadığımızı varsayarak ölebiliriz. Çiçekleri, ağaçları, yağmuru, yağmur sonrası toprak kokusunu sevebiliriz. Hayatta sevilecek şeyler de var elbet. Bardağın ne boş tarafını ne de dolu tarafını görelim, bardağı olduğu gibi görelim.
Rüyaların geleceği gösterdiği yönündeki eski inançlar, gerçeklikten tamamen yoksun değildir. Çünkü yerine getirilmiş arzuları temsil eden rüyalar, bizleri geleceğe götürür.
İnsanlar yavaş yavaş inanmamayı, güvenmemeyi, sevmemeyi ve kronik şüpheci olmayı öğrenir. Bu gerçekleştiğinde artık ne yazık ki çok geçtir. İnsanların “tecrübe” dediği şey budur. Kalbiyle bağlantısını kaybetmiş bir insana “tecrübeli” denir.