Aşk, insana bir ev verir; sevdiği, sevildiği, ait hissettiği ve içinde kalmak için çaba göstermeye gönüllü olduğu o ev, kendi inancıyla kutsadığı cennettir.
Peki, cennetten kovulma fikri nereden gelir? İnsan ne yaşamıştır ki sonsuz saadeti vaat eden o huzurlu birlikteliği, acının ve kırılganlığının eşlik ettiği bir hayata değişmiştir?
“Geriye dönüp baktığımızda gerçek sevgi sandığımız birçok hikayenin, kendi içimizde kapanmayan boşlukları doldurma çabamız olduğunu fark ederiz. Vazgeçmemek sandığımız şey, sevmekle değil yenilmiş hissettiğimiz için yolumuza gidememekle ilgiliyse, hissettiğimiz acı da aşktan değil kırılan gururumuzdan olabilir.”