Defteri usulca kapatıp başından kalkıyorum, gözlerim akmamış yaşlardan yanarak, karmaşık duygular içinde yazıhaneyi kapatırlarken hayallerimi de kapatmalarına üzülüyorum; acı çekiyorum, Çünkü kayıt defterimi kapadığımda dirilmesi imkansız bir geçmişte kapanmış oluyor ve hayatın uykusuz insansız ve huzursuz yatağına duyduğum özlemle hüznün yazgılarının son durağına gelmiş Kara geçenin bağrındaki iki gelgit gibi birbirine karıştığı bilincimin iniş çıkışlarına dönmek canımı yakıyor.
Beni darmadağın eden ve bunalımlara sürükleyen olabileceğim o öteki kişiye duyduğum bu özlem işte! Ana bağrının en derin yerinden kopup gelen, küçücük bir yüze güzel kondurulan öpücüklere kadar sızan o sevgiden nasiplenmiş olsaydım, bugün acaba nasıl bir insan olurdum?