Bulunduğu mekânda namaz kılma yeri talep eden biri, içinde bir yerlerde “En yakın camiye gidiverelim.”, “Cem ediversek mi?” ya da “Olmazsa kaza ederiz.” diye düşünüyorsa, talebi ne kadar güçlü olabilir? Böyle birinin sesi de “meler gibi” mi çıkar? Namaz kılacak yeri ısrarla isteyemeyen veya hiç istemeyip kaza etmek üzere vazgeçen, bunu her zaman Müslümanlığının zayıflığından değil çoğu kez toplumsal varoluşundaki ürkekliğinden yapmaktadır. Çünkü öncülerini kaybetmiş bir toplum olarak uzun yıllar bu ülkede din –istisnalar hariç– kafasına vurulmuş ve elinden ekmeği alınmış bir çoğunluk tarafından temsil edilmiştir.
İnsanların çok az bir kısmı okur. Okuyanların çok az bir kısmı ciddi eserler okumuştur. Bunların çok azı gerçekten planlar yaparak, yoğun ve istikrarlı çalışarak fazla sayıda ciddi eser okumuştur. Bunların da az bir kısmı önündeki ciddi eseri tenkit ederek analitik okuma yapabilecek donanım ve cesarete sahiptir. Dişe dokunur tenkitler üretebilenlerin çok azı orijinal eserler telif edebilir. Bu sebeple gerçekten Cemil Meriç' in veciz şekilde ifade ettiği gibi "Her yüzyılda birkaç kişi düşünür, diğerleri ise onların düşündüğünü düşünür."
İnsan adanmaya muhtaç bir varlıktır. Durgun su kokar, koşmamak insanda pek çok şeyi bozar. Ancak Koşular arasında durup tefekkür etmek doğru bir yönün tayini için elzemdir.