@_meysaa_
sen, kırgın bir ülkenin süreyyası...
@_meysaa_·
·
sabitlendi
Bir gün bir şey istersin, ertesi gün o istediğin şeyi elde edersin, daha ertesi gün bunu istemiş olmanın düşüncesinden bile utanırsın, sonra da istediğin oldu diye hayata lanet okursun. Kibrinin, hayatın içine balıklama dalma özgürlüğünün, inatla istiyorum demenin sonucu budur.
Sayfa 282 - Öteki Yayınevi·Kitabı okudu
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Tevfik Uyar, Safsatalar adlı eserinde insanların çoğunluğa uyma isteğinin altında üç temel sebep olduğunu söyler: Çoğunluğun davranışının doğru olduğu varsayımı, sosyal ilişkiler kurma ihtiyacı ve uyumlu bir görünüm sergileyerek kendi özgüvenini tamir etme arzusu. İşte Hz. İbrahim başta olmak üzere bütün peygamberler, bu zihinsel, sosyal ve duygusal bağımlılıklardan özgürleşmiş; hakikat arayışını, bağ kurma ihtiyacını ve güven arzusunu ilahî dergâha yöneltmeyi başarabilmişlerdir. Gerçek özgürlük işte budur.
Sayfa 52 - Ketebe
Ne var ki insanların çoğu bugün özgürlüğü kutsarken, bunu değerleri önemsizleştirerek, inançsızlığı yücelterek ve her türlü sorumluluğu reddederek gerçekleştirmeye çalışır. Oysa Hz. İbrahim’in yüceliği, özgürlüğünü böyle bir kaçıştan elde etmemesinde yatar. Onun özgürlüğü; güçlü ama yumuşak bir kalbi, sorgulayan ama iman eden bir aklı, sevgiyle cesareti dengeli bir biçimde bir arada tutan bir karakteriyle kazanılmış gerçek bir özgürlüktür.
Sayfa 52 - Ketebe
Kur’ân’a göre Hz. İbrahim, Allah inancına gözlem ve aklî çıkarımla ulaşmış (En’âm, 6/75-79); başta babası olmak üzere (Meryem, 19/43-44) bütün kavmiyle, onları düşündürmek ve kendi yanlışlarını fark ettirmek için sorular sorarak mücadele etmiştir. Yani Sokrat’tan yaklaşık 1500 yıl önce, bugün ona atfedilen “soru sorarak gerçeği fark ettirme” yöntemini, Hz. İbrahim Ur –ya da Ura– halkına uygulamıştı.
Sayfa 49 - Ketebe
Bir insan düşünün hem korkusuz hem munis hem keskin bir akla hem yumuşacık bir kalbe sahip hem mücadeleci hem kendini Rabbine vermiş bir abid, hem güçlü hem de içli bir karakteri var. İslâm ahlâkının bize en yüksek hedef olarak gösterdiği “denge”ye çok genç yaşındayken ulaşmış rüşd sahibi bir kul. Hem hiçbir yanlışa eyvallah etmeyen hem de yanlışta ısrar edenlerin cezalandırılmasına kalbi elvermeyen, dik duruşu merhametini gölgelemeyen bir önder. Tanıdıkça hayranlığınızın arttığı bu muhteşem insan, üç büyük dinin atası sayılan Hz. İbrahim’dir. Karakteri ve yaşantısı o kadar zengin, o kadar çok boyutludur ki bir kalemde tüm yönleriyle anlatılması imkânsızdır. Şimdilik şu kadarını söyleyelim: O, inançta tevhid önderi olduğu gibi karakterinin bütün yönlerini, birbirini nakzetmeyecek şekilde birleştirerek ahlâkta da tevhide ulaşmıştır.
Sayfa 48 - Ketebe