ah, ağaçlara da güven olmuyordu işte, onları da kaybedebiliyordunuz, ellerinizin altında ölüveriyorlardı, gün geliyor, sizi yarı yolda bırakıp o devasa karanlığın içinde kaybolup gidiyorlardı!
bir süre yaşadığımız her yer ancak orayla vedalaştıktan epey sonra belleğimizde biçim kazanır. orada bulunduğumuz ve her şey gözümüzün önünde olduğu sürece, tesadüfi ya da kalıcı şeylere hemen hemen aynı önemi atfederiz; gereksiz ayrıntılar ancak çok sonra silinir gider. "belleğimizde sadece hatırlamaya değer olanlar kalır." öyle olmasaydı hayatımızın tek bir yılına bile korkmadan gözümüz kararmadan bakamazdık!