Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Bu fotoğrafçıların tamamı bağımsızdı ve öykülerini kendileri tasarlıyorlardı. Fotoğraflarının her biri imzalıydı. Bu imzalar fotoğrafçının kişiliğine gösterilen ilginin bir işaretiydi. Tıpkı Salomon gibi onlar da sadece bir fotoğrafçı değiller; aynı zamanda kendi metinlerinin ve fotoğraf alt yazılarının bağımsız editörleriydiler.
… bir dizi görüntünün belli bir konuyu betimlemesi esasına dayanan foto-röportaj ya da diğer adıyla foto-öykü fikrini ilk geliştiren kişi Lorant olmuştu. Ona göre bu foto-röportajların bir başlangıcı ve sonu olmalıydı ve tıpkı klasik tiyatroda olduğu gibi belirli bir zaman, mekan ve eylem tarafından tanımlanmalıydı.
İnsanlar artık kamera için poz vermeden garip ,eğlenceli, tehlikeli ve gerçek şeyler yaparak doğal olarak hareket ediyorlardı. Böylece “candid” yani “olduğu gibi” fotoğraflar ortaya çıktı.