Dünyada öğretmenlerden ve matematikçilerden başka kimin gereksinimi vardı ki cebire mutlu olmak için ? İnsanları neden cebir gibi, geometri ve daha bir yığın yararsız bilgi gibi şerler öğrenmeye zorlarlardı ?
O hep anlayışlı bir koca olacak; ben hep kütüphanede çalışmayı, öğlenleri tiyatronun karşısındaki parkta sandviçlerimi yemeyi, başlayıp başlayıp doğru dürüst bitiremediğim kitapları okumayı, on yirmi, elli yıl öncekinden farklı olmayan televizyon programlarını izlemeyi sürdüreceğim.
Birkaç yıl sonra bir başka kadın girecek hayatına. Ya birlikte göreceğim onları ya da biri haber verecek, öğreneceğim kısacası. Ama bu kez öğrendiğimi açıklamayacağım, görmezden geleceğim. Tüm enerjimi ilk sevgiliyle boğuşmak için harcamışım, artık hiç enerjim kalmamış. Zaten hayalleri unutup yaşamı olduğu gibi kabullenmek daha iyi daha kolay. Annem haklıymış.