Halkın alt tabakalarının hayatını, değerlerini, karakterini ve refahını kaderin eline bırakmışlar. Sanki bu kimseyi ilgilendirmezmiş gibi. Sanki her şeyi sonsuza kadar çözmüşler gibi. "Bildikleri gibi yaşasınlar. İyi bir şey olursa mutlu olsunlar. Ağır ve çekilmez bir şey olursa da sabretsinler. "
Hayatlarımızdaki dayanılmaz düzensizliğin başlıca nedenlerinden biri, herkesin hayatını düzene koymak yerine hayatının düzene koyulmasını istemesidir. Herkes hayattan bir şeyler almaya bakıyor. Fakat kimse hayatına bir şeyler katmayı düşünmüyor. Hayata birer bencil, yağmacı ve sömürücü olarak atılıyorlar. Hayatın anlamını da bu sömürüde buluyorlar.
Açıkça söylemek gerekirse, çocuklar ebeveynlerinin yanında, çokça akrabanın içinde, kendi evlerinde dahi yetim gibi büyüyorlar. Çocukları iyi besliyor güzel giydiriyor olabilirler. Sağlıklarından endişe de duyuyor olabilirler. Fakat çocuk aklının ve ruhunun beslenmesi, temizliği ve sağlığı hiç mi hiç akıllarına gelmiyor. Gerçekten de, çocuklarımızın şimdi olduğundan daha kötü olmadıklarına şaşırmak gerek.