“Kendimizi bir cinnet demek olan bu hayata göre konumlayışımızın, bütün bu zahmetin, ümitsizce çabalayışımızın beş para etmediğini bilmemize rağmen, anlıyorsunuz ya, buna rağmen, vasiniz olan beyefendinin de hep ifade ettiği gibi, bundan ötürü yola devam etmek istiyoruz ve milyarlara karışan ve milyarlara karışırken şüphe çekecek derecede şişkinleşen bir kafayla yola devam ediyoruz, ve sonra da bu şüphe çekici kafayla orada-burada, arada sırada yola devam etmek artık elverişli olmadığı, artık imkânsız göründüğü, imkânsız olduğu halde, uzun sürelerle kafa gitmiş halde yolumuza devam ediyoruz...
koca koca tarih çağları hızlı hızlı geçip gidiyorlar, duruma göre, yarım hatta bütün bütün yüzyılları, kafayı kırmış olarak geçiriyoruz... hız düşkünleriyiz, bu yüzden yaratıcıyız... hız hummalarında acılar çekiyoruz, anlıyor musunuz, ama bu kafamız yerinde demek değil, yerinde değil demek de değil... kafamız yerinde mi, değil mi, bilmiyoruz..."
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Ataerki, nasıl yaşayacağımızı belirleyen görünmez bir kaidedir. “Kabul edilebilir” davranışlar her iki cinsiyet içinde bu kaideye göre belirlenir: Erkekler güçlü, bağımsız, mantıklı ve özgüvenli olmalı, duygusal olmamalı; kadınlarsa “duygularını belli edebilmeli, şefkatli, güçsüz ve bağımlı” olmalıdır. Doğal olduğu yanılgısına düştüğümüz insan ürünü bu yapı çeşitli adaletsizlikleri de “kaçınılmaz” hale getirir; örneğin, erkek şiddeti, kadınların ev içi köleliği, güç sahibi erkeklerin tahakkümü vesaire. Ataerkinin çatısı altında tüm bunlar birer “talihsizliktir” ama normaldir. Doğaldır. Görünmezdir.
“Bazı umutsuz kararlar vardır ki uygulanamaz olduğunu yakinen bildiğimiz halde geçici de olsa bir rahatlık duyarız. Bilmem bu hal hayat kanunun o insafsız, o beklenmedik hükümlerine karşı bütün bir gençliğin, bütün insanlığın elem dolu merhamet dileyen çırpıntılarının kırılmış gönüllerin, gözyaşı döken ruhların yakarışlarının daima tesirsiz, daima beyhude kalacağını bildiğimizden dolayı mıdır? Meçhul bir ses hayat mücadelesinde yaralanan, sevdadan gönlü kırık zavallılara hayatın çizdiği yolu ister istemez kaderin namert elinin sert parmaklarıyla ştile itile takibe mecbur olacaklarını mütemadiyen haykırıyor mu ki insan yerine getirilemez, ulaşılamaz olduğunu pek iyi bildiği halde yine birtakım kararların arkasından koşuyor, yine birtakım emellere kapılarak, onları geçici de olsa ulaşılır sanarak güya emin bir vicdan rahatlığı kazandım hulyasıyla bir aralık dert ve elem içinde çırpınmaktan vazgeçiyor, yeniden umut buluyor, hulyaya, her zaman hulyaya, daima hulyaya, daima hulyalarına aldanıyor…”
Sayfa 133 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
“Evet, bazı sözler, bazı hareketler için bazı dakikalar vardır ki onlar cüretsizlik yahut elde olmayan bir engel sebebiyle kaçırılırlarlarsa artık hiçbir zaman bir daha geri gelmezler.”
Sayfa 115 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu