Zeynep Orhan

Zeynep Orhan
@cennibal
“All you need is faith, trust and a little bit of pixie dust.”
10/10
·368 syf.··
2021 50. kitabı
Sekiz yıl aradan sonra gelip de yine gerçekleri tüm çıplaklığıyla yüzümüze vuran Hakan Günday ve Zamir… Yolu bir şekilde Günday’ın herhangi bir kitabıyla kesişmiş olanlar bilir ki yazarın her romanı aslında bir sorunun cevabını ararken ortaya çıkıyor ve bu sorular başka başka sorular sordurturken bir açıdan da bizi o soruya iten dünyanın ikiyüzlülüğüne şahitlik ettiriyor. Zamir’de “Amaç için tüm metodlar doğrudur, cümlesinden yola çıkarsak bir sabah uyanınca kendini durdurmaya çalıştığın gaddar insanlara dönüşmüş bulur musun?” sorusuna cevap aradığını söylemiş Günday. Kendisi cevabı bulmuş mu veya bulduysa bulduğu cevaptan ne kadar tatmin olmuş bilemesem de iyi ki sormuş, iyi ki yazmış ve iyi ki düşündürmüş bizi. Savaşlar, göçmenler, sözde yardım kuruluşları, kadının (olmayan) yeri, din, siyaset, yalanlar, yalanlar ve yalanlar… Tabii bir de Günday’ın çirkinlikleri tüm gerçekliğiyle anlattığı üslubu. Zamir hakkında çok bir şey söylemeye gerek yok aslında çünkü zaten söylenmesi gerekenleri söylemiş kitap. Uzun lafın kısası beklediğimize, özlediğimize değmiş.
ZamirHakan Günday · Doğan Kitap · 20216,2bin okunma
Reklam
9/10
·416 syf.··
2021 47. kitabı
Old Boy, kaçırılan ve on yıl boyunca hapis tutulan bir adamın serbest bırakılmasıyla başlayan bir intikam trajedisini konu alıyor. Gerekli Şeyler 8 ciltlik bu manga serisini ikişer ciltlere bölerek toplamda 4 cilt olarak basımını yaptı ve 16 Ağustos’ta seriyi tamamladı. Manga seinen türünde olsa da en azından bu ciltte okuyucu pek de rahatsız edecek bir sahneyle karşılaşmıyor. Güney Kore sinemasının ünlü yönetmenlerinden Chan-wook Park’ın İntikam Üçlemesi olarak adlandırdığı film serisinin ikinci filmi olan İhtiyar Delikanlı’nın kaynağını da bu manga oluşturuyor. Gerek konusu gerekse çizimleriyle göz dolduran ve merak uyandıran bu manga özellikle de kısa ama kaliteli bir seriye başlamak isteyenlere tavsiyemdir.
Old Boy Cilt 1&2Garon Tsuchiya · Gerekli Şeyler Yayıncılık · 2020223 okunma
7/10
·825 syf.··
2021 45. kitabı
Giovanni Boccaccio tarafından 1348 (Avrupa’da veba salgınının başladığı zaman) - 1351 yılları arasında yazımı tamamlanan dünyanın ilk öykü kitabı (bu konu hakkında tartışmalar olsa da) olarak bilinen Decameron, dilimize “On Günün Kitabı” olarak çevriliyor genelde ki zaten kitabın 10 gün boyunca 10 farklı kişi (7 kadın, 3 erkek) tarafından anlatılan toplam 100 öyküyü içerdiği göz önüne alındığında neden bu ismin verildiği de anlaşılıyor. Yazar, dönemin toplumsal yapısı hakkında birçok şey öğrenmemizi sağlayan bu eseriyle yeni bir düzyazı tekniği getiriyor Batı’ya. Eserde kadın - erkek ilişkileri, dostluklar, talihsizlikler, trajediler, aşklar, entrikalar, yalanlar ve birçok farklı konu bazen güldürüp bazen düşündürecek şekilde hikayelerin içine serpiştirilmiş olarak çıkıyor karşımıza. Genel olarak bakıldığında ise yazıldığı dönemde fazlasıyla söz sahibi olan din adamlarına yönelik eleştiriler göze çarpıyor. Dini kullanarak insanları aldatmaları, ikiyüzlülükleri, çıkarcılıkları yani kısaca yozlaşmışlıkları ince ince eleştiriliyor. Ayrıca hikayelerin büyük çoğunluğuna hakim olan cinsellik de yazarın toplumun tabularıyla oynamayı sevdiğini gösteren bir işaret. Eser hakkında her ne kadar hümanizmi müjdelediği söylense de kadınlara olan bakış açısı bazen sinirlerinizi gerebiliyor. Fakat dönemi ve şartları düşünüp bu perspektifte kalarak okumanızı yaparsanız genel olarak eğlenceli bir okumanın sizi beklediğini söyleyebilirim.
DecameronGiovanni Boccaccio · Alfa Yayınları · 20201,541 okunma
8/10
·528 syf.··
2021 40. kitabı
Dans Dans Dans, The Rat serisinin son durağı. Peki seriyi sırasına göre okumasak bir şey olur mu? Olmaz tabii ki çünkü her ne kadar seri olsa da genel olarak kitaplar birbirinden bağımsız bu sebeple istediğiniz gibi okumakta serbestsiniz. Fakat kitaplardan daha fazla tat alabilmek ve Murakami'nin kaleminin gelişimini daha iyi görebilmek için bence (her ne kadar yayınevi dilimize çevirirken serinin sıralamasını pek umursamamış olsa da) sırayı takip etmek daha iyi olacaktır. Serinin sıralamasıysa şöyle: 1) Rüzgarın Şarkısını Dinle 2) Pinball 1973 3) Yaban Koyununun İzinde 4) Dans Dans Dans Murakami kitaplarının konusunu açıklamak hep çok zor olmuştur benim için. Bunun en büyük sebebi de sanırım yazarın asla tek konu etrafında durmakla yetinmemesi. Yine de konusunu toparlamaya çalışacağım: Ana karakterimiz her ne kadar yaşadıklarını geçmişte bıraktığını düşünse de geçmişinden ve cevapsız kalmış sorularından kaçamaz. Yaşamına devam edebilmek için bu soruların cevaplarının peşine düşme kararı verir ve her şeyin başlangıcı olan yere geri döner. Tabii ki cevapları bulmak kolay olmaz. Cevapların peşinde koşarken birçok şey kazanırken birçok şeyi de yitirir. Bu süreçte bize düşense ana karakterimizle aynı dans ritmini yakalayabilmek. Dans Dans Dans, alıştığımız Murakami kitaplarından izler taşıyor: Fonda bazen yüksek bazen kısık sesle varlığını sürdüren müzik, sıradan ama sıradan olmayan karakterler, birçok soru işareti ve gerçek mi rüya mı olduğuna emin olunamayan anlar... Fakat aynı zamanda alıştığımızın biraz da dışında olarak daha yavaş daha monoton ilerliyor. Ki ben durumu hem yazarın ilk eserlerinden biri hem de serinin sonu olmasına bağlıyorum. Sonuç olarak kitaptan zevk alabilmenin sırrı biraz da kitabın ritmini tutturabilmekte diye düşünüyor ve okuyacaklara şimdiden
Dans Dans DansHaruki Murakami · Doğan Kitap Yayınları · 20201,195 okunma
9/10
·952 syf.··
Beğendi
·
2021 35. kitabı
Toplumun kadın üzerindeki etkisi bugün olduğu gibi geçmişte de varlığını sürdürüyordu. Örneğin yaşadıkları dönemin kadınlara ve kadın yazarlara bakış açısı sebebiyle erkek takma adı kullanan birçok kadın yazar olduğunu hepimiz biliyoruz. Victoria döneminde yaşayan ve kitaplarını George Eliot mahlasıyla yazan Mary Anne Evans da bu yazarlarımızdan biri. Üzülerek belirtmeliyim ki ismini çok fazla duymama rağmen yazarın gerçek kimliği hakkındaki bilgileri kitabını elime alana kadar bilmiyordum… Middlemarch’ı okumaya başlamadan önce yaptığım araştırmalarda edebiyat alanındaki yetkin kişilerce fazlasıyla beğenilip övüldüğünü gördüm. Açıkçası bu durum esere karşı aynı anda hem büyük bir istek hem de bir korku hissetmeme sebep oldu. Sonuçta yetkin kişilerce övgüyle bahsedilen eserleri okumamak insana kendini eksik hissettirebileceği gibi, bu tarz eserleri okuyup övgüleri yersiz bulma riski de hep vardır. Neyse ki beklentilerimi karşılayan, iyi ki okumuşum dedirten bir eserle karşılaştım. Romanda Middlemarch adında hayali bir İngiliz kasabasındaki olaylara şahit oluyoruz. Doğal olarak (küçük bir yer olması sebebiyle) yaşanan olaylar ve insanlar da birbiriyle bağlantılı. Yazar, kasabadaki insanların hayatlarını, düşüncelerini, dönemin olaylarını ve birçok farklı konuyu okuyucuyu sıkmadan kaleme almış. Hem çok sıradan hem de çok kapsamlı bir kitap olmayı aynı anda başarmış diyebiliriz. Hızlıca okumak yerine zamana yayarak okunması gerektiğini düşünüyorum. Böylece hem sıkılmadan hem de yorulmadan eserin tadına varabilirsiniz. Orijinal diliyle karşılaştırmadığım için çeviri hakkında fazla bir şey söylemem uygun olmaz diye düşünüyorum fakat yine de gayet akıcı olduğunu belirtmeden geçemeyeceğim. Kitap hakkında yapabileceğim tek kötü eleştiri ise kitabın ağırlığı. Gayet kaliteli bir
Edebiyat
MiddlemarchGeorge Eliot · Yapı Kredi Yayınları · 2025529 okunma