Buna içimdeki travma diyordum; müdafaasını
üzerime almaktan korktuğum bütün
hareketlerimi ona yüklüyor ve kendi suratıma
tüküreceğim yerde, haksızlığa, tesadüfün
cilvesine uğramış bir mazlum gibi nefsimi
şefkat ve ihtimama layık görüyordum. Halbuki
ne travması azizim, ne travması? Bu bizim
gururumuzun, salaklığımızın bir uydurması..
içimizdeki travma pek de kurnazca olmayan bir
kaçamak yolu... içimizde travma yok... içimizde
aciz var... Tembelik var... Iradesizlik, bilgisizlik
ve bunların hepsinden daha korkunç bir sey:
hakikatleri görmekten kaçmak itiyadı var..