Bir yerde okumuştum; tepenize çığ düştüğünde bütün o karın altında yatarken, neresi aşağı neresi yukarı anlayamaz oluyormuşsunuz. Karı itekleyip kurtulmak istiyor ama yanlış yönü seçip kendinizi daha da derine kendi mezarınıza gömüyormuşsunuz. İşte kendimi aynen böyle hissediyordum yönünü şaşırmış, arafta kalmış, pusulamdan olmuştum. Dahası sözcüklere dökemeyeceğim kadar derin bir bunalımdayım.
Dokunulmasa da, görülmese de;
Kalpte yer verilir bazısına, nedensiz
Sen; aklım ve kalbim arasında kalan, en güzel çaresizliğimsin.
gerçi aklıma bile gelmiyorsun artık o kadar kalbimdesin ki
Gözlerinin kahvesinden koy ömrüme, kırk yılın hatrına ‘Sen’ kalayım.
Şimdi açsam pencereyi beklesem
Sen gelsen
Olmaz ya hani geliversen
Hiç bir şey sormasan
Hiç bir şey söylemesen
Sussam
Sussan
Sussak.
Susuşların anlattığını dinlesek