O zaman eylül kendine, doğada ilk korku ayı, faniliğin ilk hissedildiği ay, ilk faydasız ve yakıcı mücadele arzusu gibi, hayatın ne olduğunu anlayıp habersiz geçen güzel geçmişin özlemiyle ilk boyun bükülmüş bir ay gibi göründü.
“Güzel ve yüce bir kadının yanında, insan her türlü kötü fikirden uzak olarak niçin temiz ve masum yaşamamalı? Nedir bu insanlığın içten içe çürüyüşü, bu çamur, bu fırtına... Bu kirin, temizliği bir daha getirmemek üzere yaralaması niçin?” diye inliyordu.