Meğer ben ne kadar boş şeylere ağlamışım;
Kalbim hakikat diye bir ihtimale tapmış.
Ne manasız şeylere meğer bel bağlamışım;
Meğer benim peşinde koştuklarım serapmış...
...
Ne gaye taşıyorum,
Ne bir dağ aşıyorum;
Delice yaşıyorum,
Ne ihtiras ne ümit...
...
Saçıma düşen aklar,
Ne bir macera saklar;
Çıkarmaz bu dudaklar,
Ne bir küfür ne tevhit...
Korkutmaz beni ölüm,
Bir şeytan kadar hürüm.
Süremez bende hüküm
Ne Allah ne de Nahit.
Göğsümde gözlerinin sapladığı bir bıçak,
Beynimde hayalinle alevlenen bir ocak...
İçerim bu haldeyken herkes garip bulacak:
Başımı sukunetle taşlara vurduğumu...
Bu sukut çiğnenen bir muhabbetin yasıdır.
Bu sukut bir kömürün içerden yanmasıdır.
Bu sukut beynimdeki cinnetin potasıdır.
Görüp aldanmayınız sessizce durduğumu...
...