Birinin acısını dinlerken, dalgınlığımızın sebebi anlatanın perişanlığına duyduğumuz merhamet değil, aynı acıyla muhatap olmamız halinde ne yapacağımızı düşünmemizdir.
Yaşamak ile var olmak aynı şeyler değil. Aralarında sonsuz bir boşluk var ve hepimiz o boşluğun içinde debeleniyoruz. Aynı çerçevenin içinde sırtımızdaki türlü yüklerle, omzumuza mühürlenmiş ucu kim bilir kimin elinde olan iplere bağlı bıkmadan aynı oyunları oynamaya devam ediyoruz. Sahnede bizi eğlendirene bakıp ‘Bu benim!’ diyerek yaralarımıza gülüyoruz.