Arkadaşlıklarsa farklıdır. Yükümlülükler tam olarak açık değildir, sorumluluklar belirsizdir…Arkadaş olarak gördüğümüz insanların bizi de aynı şekilde görüp görmediğini bilmenin de hiçbir yolu yoktur. Arkadaşlık ve arkadaşlığın nasıl başlayacağı, değişeceği ya da biteceğiyle ilgili hazır bir kalıp mevcut değildir. Her bir arkadaşlık o kadar tekildir ki her seferinde sil baştan icat edilmesi gerekir.
O sıralarda kaybettiğim diğer arkadaşlıkları düşünmeye başladım. Kayıp gitmesine izin verdiğim, dağılmış ya da ceset gibi katılaşmış arkadaşlıklar. Okuldan bir arkadaş, yirmi yaşlarımın başında bir ev arkadaşı, birlikte çalıştığım ve sonradan uzaklaştığım birtakım insanlar. Başarısızlığa uğrayan birden fazla arkadaşlığım vardı. Kim bilir, belki de haddinden fazlaydı.
Hissettiğim terk edilmişliği itiraf etmek istemiyordum. Onca zaman onun hep yakınımda olacağına inanmıştım fakat taşındığından beri aramızdaki mesafe her geçen gün büyüyordu…Bazen korkunç bir hata yapmış ve başından beri birbirimiz için ifade ettiğimiz şeyi yanlış anlamış olabileceğimi bile düşünüyordum.