Yüreği atan bir kitap okuduğuma inanıyorum bu kitapla beraber. Öyle doğal, öyle sıcak , öyle samimi ve öyle çok acılı.. Kitabı Küçük Ağaç'ın dilinden okuyoruz..Ana karakter olan Küçük Ağaç, bir Çeroki Kızılderilisidir. Dört yaşındayken babası beş yaşındayken de annesi ölmüştür. Küçük Ağaç, kendisini çok seven ve eğitmeye gönüllü olan büyükbaba ve büyükannesinin yanında dağlarda büyür. Sevginin gücünün anne ve babasız bir çocuğu nasıl iyileştirip güçlendirdiği aşikardır.Doğayla iç içe mücadeleci bir mizaca sahip olan Küçük Ağaç aynı zamanda da çetin koşulların dilini de öğrenir. Bitkileri, mevsimleri, çeşit çeşit hayvanları tanır ve mücadeleyi öğrenir.
Küçük Ağaç büyükbaba ve büyükannenin kendisine öğrettiği üzere kanaatkar bir yaşama sahiptir. ihtiyaçtan fazlasını biriktirmenin hastalık olduğunu bilmektedir. Hep daha fazlasını istemek insanı tüketmektedir. Bu hikaye Küçük Ağacın hikayesidir. Aynı zamanda bu hayatı etkileyen en önemli çizgi, beyaz adamın, çıkar için her fenalığı yapabilecek siyasetçilerin çıkardığı savaştır. Beyaz adamın neredeyse yok ettiği yerli kabile Çerokiler, ötekileştirilmiş, dışlanmış insanlardır. Birbirine tutunarak yaşamaları kıymetli bir mücadeleyi tüm boyutlarıyla gözler önüne sermektedir.
Bu çalışma, en temelde eğitimin ailede başladığının, eğitim için en kıymetli kurumun evvela aile olduğunun, sevmenin ve sevilmenin çocuk eğitiminde ne kadar etkili olduğunun, tabiatla iç içe yaşamanın insanın fıtratıyla ne kadar uyumlu olduğunun bir göstergesi niteliğindedir..