Yıllar geçmeden fark edemezsin. Yüzeysel şeyleri kendine yük edersin -nesneler, görevler, kişisel ilişkiler- ve bütün bunlar, tıpkı bir örümcek ağı gibi, günden güne çevreni saran görünmez ipliklere dönüşür.
Onlar da kendime yakın bulduğum, yakıştırdığım düşünme tarzını görüyordum ve bazı bölümlerde neredeyse kendimi incelediğim hissine kapılıyordum. Satırlarda kusurlarımı -ya da kusurlarım olduğunu düşünmekten hoşlandığım şeyleri- görüyordum fakat bunlar kendimle gurur duymama izin verecek şekilde yansıtılıyordu.