nisa

nisa
@cesettenhallice
Gürültülü dünyadan kitapların asude inzivasına iltica ettim.
Bir çay içer misin, yoksa kahve mi Kibritim yok, demek cigaraya başladın Ellerin de titriyor, bir şeyin mi var Böyle bir kız değildin sen eskiden Sana ne yaptılar, sana ne yaptılar? Kirpiklerin ıslanıyor durup dururken O sabah mı çıkmıştın, bir gün önce mi Çok değişmişsin birden tanıyamadım. Attila İlhan
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
(Cemal Süreya / Günler (841. gün) "Nilgün ölmüş. Beşinci kattaki evinin penceresinden kendini aşağı atarak canına kıymış, Ece Ayhan söyledi. Çok değişik bir insandı Zelda. Akşamları belli saatten sonra kişilik hatta beden değiştiriyor gibi gelirdi bana. Yüzü alarır bakışlarına çok güzel ama ürkütücü bir parıltı eklenirdi. Çok da gençti. Sanırım otuzuna değmemişti daha. Bu dünyayı başka bir hayatın bekleme salonu ya da vakit geçirme yeri olarak görüyordu. Dönüp baktığımda bir acı da buluyorum Nilgün'ün yüzünde. O zamanlar görememişim. Bugün ortaya çıkıyor."
Parmaklarımın arasına hapsettiğim kaçıncı daldı anımsayamıyordum. Uzun ve ince dalı dudaklarımın arasına kıstırıp nefesimi tüketircesine dumanı, ciğerlerime çektim. Apansızca gelen öksürük krizi, bedenimi sarsarak aksetti. Göz bebeklerimden yaşların süzülmesiyle etrafımın bulanıklaşmaya başlaması bir oldu. Son bulmayacağını düşündüğüm öksürüklerim, bir vakit sonra kesilmeye başladı lakin gözümden firar edercesine akan gözyaşlarım, durmak bilmiyordu. Öksürün getirisiyle mânâ bulan gözyaşlarım, hıçkırklara bıraktı yerini. Bedenim yine sarsılıyordu lakin bu sefer öksürükten değil, getirisi olan hıçkırıklarımdandı. Ruhumun bedenimden ayrılmayışı uğrunaydı, döktüğüm her bir gözyaşı en nihâyetinde.
Dudakların ki, tüketmeye doyamadığım sigaram Ciğerlerimi ele geçirircesine nüfus edişi Kasıp kavururcasına körükleyen içimdeki ateşi Bağımlılık kavramına her an hükmedişi Şiir yazılası dudakların mıydı beni saran? Yahut benim her uzvuna şiir yazma bahanem mi?
Gözleri kayıyordu pencereye bir arayışta olduğu aşikardı. Ya bir insanoğlunu ya bir işaret veyahutta yaşamaya dair elle tutulur bir sebep. Bakışlarında ki muğlaklık sona ermeyecekti lakin farkında değildi ki beklentisi olan her insanoğlu solup gitmeye mahkûmdu. Beklenti, falakaya mağruz bırakırcasına yaşamına son veren bir silsileden ibaretti.