Kendilerinin kurduğu köy enstitüsünün 5 sınıf atlacatak kadar iyi eğitim vermesi,okumasının zorluğu ve mahcubiyeti,un çuvallarının üstünde uyuması,ellerinin ayakkabı boyası olması ama her koşulda asla okumaktan vazgeçmemesi ve niyeti halis olunca işlerinin yolunda gitmesi...Sanki yer sofrasında akşam yemeği yerken eski anılardan bahsedilmiş gibiydi.
Öyküye ve öykücülüğe hayran biri olarak şimdiye kadar okuduğum en güzel öykü kitabıydı.Toplumun dışladığı ve yalnızlaştırdığı bir adamın gül yetiştirmesi üzerinden iç dünyasını sorguladık.Belki de gerçek sevginin içsel bir çabasına şahit olduk.
Kitabın dili oldukça basitti.2020 yılının en iyi kurgusu seçilmiş ve eminim filmi çıktıktan sonra herkes okumaya başlayacak.Hani bazen olur ya yatmadan önce aklınıza bin türlü şey gelir şunu şöyle yapsaydım diye,işte kitabın konusu tam olarak bu.Ölümle kalım arasında bir kütüphane var ve orada yaşanacak sonsuz ihtimalinizi görüp deneyimleyebiliyorsunuz.Bir nevi schrödinger teorisi.
kitaba hakkında hiç bilgim yokken başladım sanki bizim köyde yer sofrasında bir akşam yemeği yemiş-kuru soğanı eliyle kırmış-,bağda bahçede iş yaparken su taşımış gibi hissettirdi..