Sevme sanatının, aslına bakılırsa, insanın, anın sarhoşluğunun emirlerini dile getirmesinden ya da başka bir deyişle, ruhunun sesini dinlemeye mecbur kalmasından ibaret olduğuna inanıyorum.
Eponine, bütün gücünü, kahramanlara yaraşır bir fedakarlıkla, o yer altındaki inden bozma odada, ölümle cebelleşen kocasını hayatta tutmak, onun umudunu yitirmesine mani olmak için harcıyordu fakat bu ikisi, mesela Roma'da sessiz sakin bir hayat sürüyor olsalardı, aynı gücü, gizlice buluştuğu aşığını kocasından gizlemek için harcıyor olacaktı; güçlü ruhların karnı zor doyar, sıkı beslenmeleri gerekir.
Bu akşam müziğin, kusursuz müziğin, yüreği, sevdiği vakit nasıl çarpıyorsa öyle çarpmaya sürüklediğine, yani insana şu yeryüzündeki en müthiş mutluluğu tattırdığına iyiden iyiye inandım.
Eğer bu, dünyadaki tüm insanlar için geçerliyse, insanı aşka müzikten daha iyi hazırlayacak bir şey yok demektir.