"Bugün bunu anlıyorum elbette- ah, bana bunu da anlamayı öğrettin!-, bir kızın, bir kadının yüzü bir erkek için inanılmaz değişken olmalı, zira bu yüz çoğu zaman kâh bir tutkuyu, kâh bir çocuksuluğu, kâh bir bıkkınlığı yansıtan bir aynadan başka bir şey değildir ve aynadaki görüntü gibi hızla silinip gider, nitekim bir erkek bir kadının yüzünü daha çabuk unutur, çünkü yaşın da gölge ve ışık gibi gezindiği bu yüzü giysiler de her defasında başka türlü gösterir."
"Daima etrafındaydım, daima heyecan içinde, hareket halindeydim; ama sen, hep cebinde taşıdığın, karanlıkta senin saatlerini sabırla sayıp ölçen, yollarında sana duyulamayan kalp atışlarıyla eşlik eden, saniyelerin milyonlarca tik takında sadece bir kez alelacele göz attığın saatin zembereğinin gerilimini hissetmediğin gibi benim gerilimimi de hissetmedin."
"Sen benim -nasıl söylesem bilmem ki, her türlü teşbih yetersiz kalır çünkü- sen benim her şeyimdin işte, tüm hayatımdın. Her şey ancak seninle ilintiliyse hayatımda vardı, hayatımdaki her şey ancak seninle bağlantılıysa bir anlam taşıyordu."