Ceylan Bodur

Ceylan Bodur
@ceyceybodur
Ben kendimi oynamayı bırakamadım, kendim olamıyorum. Yaşıyorum, dedi Tolga, ama yaşadığımı yalnızca izleyenler söyleyebilir. Bana kalırsa yalnızca bir seyirciyim – kendime bile.
Edebiyat
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Kapalı gözlerinin ardındaki karanlıkta, acabalar denizinde savruluyorken ve boşanırken yaşlar gözlerinden, titreyen parmağının ardındaki tetiği çekti – Başka türlü yaşayabilirdim olan son düşüncesi ve hıçkırıkların arasından dökülen son nefesi silah sesiyle beraber odanın içinde donuklaşarak asılı kaldı...
Edebiyat
Ölüm geliyordu, ölümün sesini işitiyordu yaşamak isteyen kulakları. Ölümün nefesini hissediyordu yaşamak isteyen teni. Ve en kötüsü; yıllardır yaşamdan ölüme çevrilen gözleri, şimdi ölümden yaşama çevrilmişlerdi. Şimdi en baştan yaşasaydım… Her şeyi bambaşka yapabilseydim… Ne yapabilirdim? Yapardım bir şeyler, yeter ki tekrardan yaşayayım. Ölüme saatler kala dakikalar ne kadar acıtıyormuş insanı. Başka türlü yaşamalıydım. Başka türlü olabilirdi. Neden böyle yaşadım, neden böyle ölüyorum? Başka türlü de ölebilirdim… Hızlanan nefesiyle beraber düşünceleri de hızlandı. Kalbi küt küt atıyordu ve tüyleri diken dikendi. Gözleri yaşların arasından parlak bir maviye bürünmüştü, yaşamın pınarına dalmak istiyorlardı – karşılarında ölümün karanlığını görmelerine rağmen…
Edebiyat
Gecenin en sessiz saatlerinde, yaşamın en gürültülü düşünceleri sağır ediyordu Hikmet’i. Yaşayamadım, diyordu ağlayarak. Bana tanınan bu hakkı kullanamadım. Yaşadım diyebilmek için çırpınıp durdum, yine de beceremedim. Öleceğim, ne olacak bana? Bir kere yaşayabilirdim, sonrasının olmadığını bilmeme rağmen bu bir kerelik hakkımı kullanamadım.
Edebiyat
Sahiden, çağın bir yankısından ibaretti o. Tek bir ayırıcı özelliği olmayan, neslin birbirini takip eden adımlarından bir tanesi. Ve ben gidip onun saçlarına Tanrının ışığından bir taç yerleştirmiştim… Kendinden tiksindi. Bütün bir çağdan tiksinircesine tiksindi kendisinden.