Yollarda kalan gözlerimin nurunu yordum
Kimdir o , nasıldır diye rüzgârlara sordum
Hülya mı tutan bir büyü var onda diyordum
Gördüm : dışı bir Pars’ın ela gözleri vardı
“Sisli bir sabahtı henüz
Etrafı bürünmüştü bir duman
Uzaktan geldi bir ses ah aman aman !
Sen bu feryat-ı vatani dinle işit
Dinle de vicdanını öyle hükmet
Vatanın parçalanmış bağrı
Bekliyor senden ümit “

Elini tutan , yatağını paylaştığın , kalbini dolduran bir erkeğin yoksa , dünyanın en anlamlı ve büyük kalabalıkların içinde de bulunsan , kendini bir türlü tamamlanmış hissetmezsin.
Belki , karşı karşıya olduğunda ya da sıcağa sıcağına hiçbir zaman kabul edilebilir bir durum değil ölüm… Öte yandan , hayatta olanı yaşatmaya çalışmak , yaşamı sürdürmek , evrenin devamlılığını sağlamak gibi bir sorumluluğumuzda var.