"Bir annenin kuzusu, bir babanın bozkurtu, bir kadının eri, bir kız çocuğunun ilk aşkı, bir erkek çocuğunun gölgesine sığındığı çınarı. Orada ay yıldızlı al bayrağa sarılı tabutlar içerisinde dağ gibi uzanmış yatanlar çok şeydi aslında."
Çocuğun gözleri doldu. Ağlayacak gibi oldu ama ağlamadı. Daha küçücük yaşta başından bunca şey geçmiş çocuğa böyle bir haberi vermek zorunda kalan askerin tüyleri diken diken gözleri yaşlıydı. Empati yaptı bir an için “bana bu yaşta biri böyle bir şey söyleseydi çığlıklar atar yeri göğü inletirdim” diye geçirdi içinden. O kulakları tırmalayan kısa sessizliğin ardından sonunda küçük çocuk konuştu “Benim başka kimsem yok ki”
-Olur mu çocuk. Devletin var!
"Bir annenin kuzusu, bir babanın bozkurtu, bir kadının eri, bir kız çocuğunun ilk aşkı, bir erkek çocuğunun gölgesine sığındığı çınarı. Orada ay yıldızlı al bayrağa sarılı tabutlar içerisinde dağ gibi uzanmış yatanlar çok şeydi aslında."
Şeriat der ki: Seninki senin, benimki benim.
Tarikat der ki: Seninki senin, benimki de senin.
Marifet der ki: Ne benimki var ne seninki.
Hakikat der ki: Ne sen varsın, ne ben.