Konuşurken kuruyan boğazını ıslatmak için bir yudum aldı önündeki bardaktan. Kül tablasına bıraktığı sigaradan derin bir duman çekti içine. Ağzından sigaranın dumanını yavaş yavaş geri üfleyip konuşmasını öylece yarıda bırakarak bardağın dibinde kalan bir iki damlayı çevirirken daldı gitti öylece. "AH kalbim" dedi ve aynı şeyi yapmaya devam etti.
Bir süre onu izledikten sonra dayanamayıp sordu delikanlı. "Ne geldi aklına?"
Koyu kahverengi gözlerini dikti delikanlıya. Birkaç saniye sessizce baktıktan sonra "Saçma mı gelmeye başladı yoksa bu yaptıklarım?" diye sordu.
Delikanlı "Bence degil. Sevdiğine onu sevdiğini söylemenin nesi saçma. Defalarca olsa dahi." derken adam boşalan bardağını taşıracak kadar doldurup birkaç yudum içmişti bile.
"Aslında ne olduğunu biliyorum" deyip sigarasından bir nefes daha çekip devam etti "Alıştı ve sıradan gelmeye başladı"...
(Ahmet CEYLAN)
-"Bir kaç yüz km uzak değil mi?" diye sordu yeni yetme çocuk.
"Hayır " diye cevapladım onu.
"Peki neymis uzak olan" diye ekledi.
-"Sana ayıracak bir kaç saniyesi kalmamışsa uzaktır" dedim.
Kafam biraz çakır konu konuyu açtı ben ağladım o dinledi sonra.
Çocuğun gözleri doldu. Ağlayacak gibi oldu ama ağlamadı. Daha küçücük yaşta başından bunca şey geçmiş çocuğa böyle bir haberi vermek zorunda kalan askerin tüyleri diken diken gözleri yaşlıydı. Empati yaptı bir an için “bana bu yaşta biri böyle bir şey söyleseydi çığlıklar atar yeri göğü inletirdim” diye geçirdi içinden. O kulakları tırmalayan kısa sessizliğin ardından sonunda küçük çocuk konuştu “Benim başka kimsem yok ki”
-Olur mu çocuk. Devletin var!