daha önce hiç anlatımı ve dili böyle olan bir kitap okumamıştım çünkü Livaneli burda gerçekten bir sürü farklı insanın hayatından bahsediyordu ve kendi kendime demiştim ki "şunları anlatmayı bırak da asıl olayı anlat". sonra düşündüm, bu kitabı oluşturanlar zaten bu hayatlar değil miydi, anlatılan insanlar birbirlerini tanımıyor olsa bile her hayatın birbiriyle bir bağlantısı vardı, kimisi birbirine benziyor kimisi birbirinden tamamen zıt bir hayat ve buna rağmen bağlantılılardı, yazarın okumamı istediği kitap da buydu aslında. okumaya devam ettim ve devam ettikçe karakterleri daha çok benimsedim, çünkü onların hikayelerini benimsemeye başlamıştım. kitabı bitirdiğimde ise hem hikaye şaşırtmıştı, hem duygulanmıştım, hem de karakterler gerçekten hayatıma girip de çıkmış gibi hissetmiştim, o yüzden ağlayarak bitirmiştim kitabı. Livaneli kitapları beni hep çok etkiler zaten, bu da onların arasına girdi.