"Vefalı bir kocanın en güzel başarısı."
Okumaya başladığım dakikadan itibaren gözlerim dolmaya başladı. Bir şeyleri başarmanın zorluğunu hepimiz az çok biliriz. Ama bir şeyleri başarıp, tam anlamıyla rahata kavuşup, başından geçen türlü badireleri atlattıktan sonra mutlu olmamak için bir nedeni olmazken yoldaşına kavuşamamanın hasretini çoğumuz tatmamıştır belki de. İşte hocamızın hüzün ve bir o kadar da aşk dolu öyküsü burada başlıyor.
"İmtihan Dünyası" derler ya... Kıymetli hocam tam da bu imtihanların içinden zorlu yollardan geçerek kavuşmak istedi yârenine. En ufak umut kırıntısı bile içindeki heyacanı daha diri tuttu, asla pes etmedi. Çünkü lügatında o kelime yoktu yıllar boyunca.
Kitap demek çok basit kaçar. Kıymetli hocamın kısa yaşam öyküsünü anlattığı nadide bir eser diyebiliriz. Üç bölümden oluşuyor; ilk bölümde kısaca kendisinden bahsetmiş, ikinci bölümde çok kıymetli eşi aynı zamanda hemşehrim olan Gönül teyze ile tanışma hikayesini ve son bölümde ise çeşitli imtihanların ardından eşinin hastalık süreci ve vefatı. Film gibi ama gerçek bir yaşam öyküsü... Türküler, atasözleri ve şiirlerin eşlik ettiği kıymetli bir eser. Okurken o türküleri dinleyerek, bir fon müziği eşliğinde hocamızın yazdığı şiiri seslendirerek okumanızı tavsiye ederim.
Sözlerime hocamızın eserinden bir cümle ile son vermek istiyorum. "Gitmekle gidilmiyor ki! Gönlün kalır, aklın kalır, anıların kalır..." İçinizdeki Gönüllerin hep yaşaması dileğimle...
"Kurumuş otlar arasında bir gül gibi duran, diğer taşlar arasında pırlanta gibi parıldayan bir cümle yazmışsın buraya. Nasıl yazacağını bilirsen yazabileceğini gösteriyor bu. Bulmak istediğim şey buydu."
"Düşmanlarım bana ne yapabilir ki? Benim bahçelerim cennetim göğsümdedir. Nereye gidersem gideyim benimle beraber gelir. Hapse konulmam halvet, öldürmem şehadet, yurdumdan çıkarılmam ise hicrettir. Gerçek mahkûm Allah'ın zikrinden uzak olandır. Hakiki esir ise nefsine köle olmuş kişidir."