Yazar Banu Mushtaq, Güney Hindistan’daki Müslüman kadınların gündelik ama ağır hayatlarını anlatmış.
12 öykü var; hepsi kısa, ama içinde uzun suskunluklar taşıyor. Benim için kalp lambası = dışarıdan sönük görünen ama içeride hâlâ yanan ışık. Kadınların bastırılmış arzuları, söylenemeyen cümleleri, kimse görmezken içte içe yanan umut… Lambayı başkası yakmaz. Kadın, kendi kalbinde onu sessizce açık tutar. Kitabın temalarını ele aldığımızda bizi ilk olarak “kadınlık ve görünmezlik” karşılıyor. Kadınlar hep “birinin karısı / kızı / gelini”dir.
Ama kitap şunu soruyor: “Peki kendisi kim?” İkinci olarak ele alabileceğimiz kısım “ din, gelenek, ataerkillik.” Din yumuşak bir sığınak da olabilir, sert bir baskı aracı da. Mushtaq yargılamadan; sadece göstermiş. “Sessiz şiddet” dediğim içimi burkan kısım ise bağıran tokatlar değil, susturulmuş cümleler, yok sayılan duygular, “sabret” diye geçiştirilen hayatlar oldu. Kısa öykülerin sonları benim için havada kalmış gibi olsa da, gözlerimizi kapatıp kulaklarımızı tıkadığımız gerçekleri yüzümüze tokat gibi çarpan bir kitaptı.