Ç

Güzel bir akşam dilerim.
Reklam
Okuldaki kızların ve filmlerdeki karakterlerin aşktan bir tür yaşam enerjisiymiş, mutlu olmak için ihtiyaç duydukları bir şeymiş gibi konuştuğunu duymuştum. Ama ben hiç böyle hissetmemiştim. Bana göre aşk, büyük bir mağazanın kalın camı arkasındaki çok güzel cansız bir modaya uygun ürün çeşitliliği gibiydi.
Görünüşe göre, duygusal bünyem daha çok ucuz bir pastel boya takımına benziyordu. Ana renklere –neşe ve keder– erişebiliyordum. Ama daha ara renkler –romantik sevgi ve tutku gibi karmaşık hisler– hep ulaşamayacağım kadar uzaktı.
Sayfa 102
“Yok,” dedim, başımı sağa sola sallayıp. “Sadece galibiyeti istiyorum.” Hayat konusunda böyle hissediyordum işte. İlgi ya da onay peşinde değildim. Sadece hedefime ulaşmak, hayatı kendi tercihlerime göre yaşamak istiyordum. Bunu yapmanın en iyi yolunun yalan söylemek olduğu açıktı. Kullanmaya ancak son zamanlarda başladığım bir süper güce sahip olmak gibiydi. Dürüst olmamak beni sadece görünmez kılmıyordu. Yenilmez de kılıyordu. Bu da kendime ilişkin bildiğim ama değiştiremediğim bütün o şeylerin —üzülmemek veya korku hissetmemek gibi— aleyhime kullanılamayacağı anlamına geliyordu. Sırlarımla tek başıma olmayı neredeyse başka her şeyden daha fazla sevdiğimi fark ettim. Yalnız olmayı çok seviyordum, o kadar. Ancak yalnızken gerçekten kendim olabiliyordum —ve gerçekten özgür.