Bu yüzden, iki nedenden dolayı başına
gelenlere katlanman gerekir: İlki, başına gelenler senin başına gelmiștir; senin için, sana uygun olarak düzenlenmiş, en başından beri yazgınla ve ilk nedenlerle birlikte örülmüştür. İkincisiyse, her bireyin başına gelenler, kendi refahına olduğu
kadar evrenin refahına da hizmet eder ve Zeus adına yemin ederim ki, evreni ayakta tutan, dengesini sağlayan nedenlerden biri de budur. Çünkü yalnızca nedenlerin değil, evreni oluşturanların bağlantısının ve sürekliliğinin herhangi bir parçasını koparırsan, evrenin kusursuzluğu zedelenir. Yani sikâyet etmek bu bağı koparmak, onu ortadan kaldırmaktır.
Keskin zekânla hayranlıklarını kazanamıyorsun, varsın öyle olsun. Fakat sahip olduğun öyle çok niteliğin var ki, "doğuştan edinmedim" diyemezsin. Sana özgü, içinde zaten olan samimiyet, ağırbaşlılık, çalışkanlık, hazlardan kaçınma,yazgına düşenlerden şikâyet etmeme, azla yetinme; nazik, özgür, gayretli birisi olma, gevezelik etmeme düşüncelilik gibi özelliklerini açığa çıkar. Doğuştan sahip olmama veya yetersizlik gibi bahanelere başvurmadan ne çok erdemi açığa çıkarabilecegini kavrayamıyor musun?
Ve böyle insanlar ne olursa olsun
işlerine karşı tutkulu bir sevgi beslerler; yemek yemeyi, uyumayı unuturlar. Ve zamanlarını harcadıkları işleri daha da
ileri götürmek isterler.
Bitkilerin, küçücük kuşların, karıncaların,
örümceklerin, arıların üstlerine düșen her şeyi yaptıklarını, ellerinden geldiğince dünyanın düzenine katkıda bulunduklarını görmüyor musun? Ve sen insanların görevlerini yerine getirmesini istemiyorsun öyle mi? Kendi doğanın sana buyurduklarınu yapmakta acele etmeyeceksin öyle mi?
Her zaman kısa yoldan koş: Kısa yol doğaya uygundur ve herkesi en sağlıklı şeyi söylemeye ve yapmaya yöneltir. Çünkü bunun gibi bir amaç seni zahmetten, dertten, tereddütten, tüm entrikacılardan ve gösterişten kurtarır.