“Hayatındaki olaylar sadece mikroskopla görülebilecek kadar küçülmüştü ama bu olaylarla baş etmesi mümkün değildi.
Dalgadan dalgaya sürüklenir gibi bir olaydan diğerine savruldu.
Bu akışa, iradesinin sağlamlığıyla karşı duracak gücünü tüketti, aklını kullanınca birinin bile peşine düşemedi.”
“Dünyanın ve hayatın ona bahşettiği serveti sanki biri çalıp yüreğine gömmüştü. Sanki bir şey, kendisini hayat sahnesine çıkmasını ve bu sahnede aklıyla iradesinin pupa yelken gitmesini engellemişti zamanında. Daha yolun başındayken hantal ellerini üzerine atmış gizli bir düşman tarafından insan yazgısının ulaşamayacağı kadar uzak bir yere fırlatılmıştı.”
“Geri kalmışlığı, ahlaki yönünün gelişiminin durması ile üzerinde taşıdığı her şeyin önüne geçen şu ağırlık yüzünden üzülüp hastalanmıştı. Başkalarının bu kadar eksiksiz ve özgürce yaşadığını görünce kiskançlik içini kemirmeye başladı. Sanki varoluşunun içler acısı dar patikasına ağır bir kaya düşmüştü.
Kırılgan ruhunda, ızdırap veren bir vicdan peydahlanmıştı.”