Not: Bu inceleme, Fırtına İmparatorluğu ve Şafak Kulesi için yaptığım tandem okumanın ortak yorumudur. Spoiler içerir.
Cam Şato serisine kaldığımız yerden devam ediyoruz. Fırtına İmparatorluğu ve Şafak Kulesi arasında tandem okuma yaptım ve ilk defa böyle bir okuma deneyimi yaşadığım için benim için ayrı bir heyecanı vardı. İki kitaba başlamadan önce 1400 sayfalık toplam hacim gözümü korkutmadı desem yalan olur. “Bu kadar sayfayı gerçekten keyif alarak okuyabilecek miyim?” diye düşündüm. Çünkü seride beni çok etkileyen kitaplar olduğu kadar okurken zorlandığım, bitsin diye sayfa çevirdiğim kitaplar da olmuştu. Bu yüzden biraz tedirgin başladım ama iki kitap da beni şaşırtmayı başardı.
Yorumuma önce Fırtına İmparatorluğu ile başlamak istiyorum çünkü onu ilk bitirdim ve duygularım hâlâ çok taze. Kitap boyunca Aelin beni gerçekten çok zorladı. Normalde sevdiğim bir karakter olmasına rağmen bu kitapta onu fazlasıyla itici, ukala ve her şeyi bilen bir tavırda yazılmış hissettim. Son düzlük olmasa “Bu nasıl kraliçe olacak?” diye düşünmeden edemedim. Elbette Aelin’in perde arkasında planlar çevirdiği belliydi ama yazar gizem yaratmaya çalışırken beni karakterden uzaklaştırmış gibi hissettirdi. Bu yüzden kitapta en az okumak istediğim bölümler Aelin ve Rowan sahneleriydi.
Buna karşılık Elide ve Lorcan ikilisi kitabın benim için parlayan tarafıydı. Onların sahnelerini okurken sürekli heyecanlandım, gülümsedim. Elide zaten Manon’u bana sevdiren karakterdi, şimdi aynı şeyi Lorcan için de yaptı. Yanında kim olursa olsun yumuşatmayı başarıyor. Ardından Manon ve Dorian… Bu ikili kitabın en etkileyici çiftlerinden biriydi. Aralarındaki gerilim, çekim ve enerji inanılmaz güçlüydü. Dorian’ın her fırsatta Manon’un yanında bitmesi beni hem güldürdü hem de çok keyif verdi. Lysandra ve