Nietzche devrimin özünde soysuz bir istem olduğunu ifade ediyor, farklılığı savunmayan, onu ortadan kaldırmak isteyen, eşitlikçi köle devrimi ''gerçek tepkiyi, eylemi, hayali intikamlarla'' değiştirir. Peki ama insan salt farklılıktan kaynaklanan bir karşı-isteme zorunluysa, o zaman?
Rank'e göre terapi bir yaratma sürecidir, bu yaratma sürecinde terapist usdışı kaynakların bulunduğu hastanın tuvali gibi davranmak durumundadır; hastanın eline tutuşturulan canlı bir fırçadır terapist.
Kaygı ve suçluluk da hasta tarafından anlaşıldığında yapıcı olanaklar taşırlar; asla eritilmeye çalışılmamalıdırlar. Kişinin kendi psikolojik yüreğiyle bu son bağlarını (ilaçlarla, telkinle, koltuklamayla) kesmek, onu kendisinin olmayan bir dünyaya, varoluşa itmektir. Terapinin getireceği sonuç, uzun, kısa, sonlu ya da sonsuz bir yalnızlık sürecidir. ''Terapi kişiye yüzleşebileceği güvenilir ve anlaşılır bir dünya verir, ancak terapist hastayı içine düşeceği yalnızlıktan koruyamaz. ''İnsan istediklerine ancak gelecekte ulaşabileceği için, tüm yaşamı bir risktir. ''Bu risk insanın kendisinin bilincine varmasına içkindir.''
May'e göre psikoterapinin amacı ve yöntemi, kişinin kendini dolaysız bir anda, o olguyu yaşayan, ya da, o olgu başına gelen kişi olarak aşmasını sağlayacak olan, kendi bilincini yaratmaya yönelik olmalı: Bireyin yaşayacağı dünya kendi dünyasıdır. Kişiler, bu dünyada ve kendi problemlerini çözmek konusunda ancak, dünyayı kendileriyle olan ilişkisi içinde yakalarlarsa bir şey yapabilirler. Ancak (dünyadaki) kendilerine karşı tavır alabilip (dünyadaki) kendilerini reddedebilecek duruma gelirlerse kendi varlıklarını olumlayabilirler. ''Ölümle (insanın kendi varlığının hiçbir yankısını bulamadığı bir dünyayla) yüz yüze gelebilme yetisi (cesareti) gelişmenin önkoşuludur, insanın kendi bilincine varmasının ve kendini bulmasının önkoşulu.'' İntihar sembolü, ölümle yüzleşebilme yetisi psikoloji ve psikiyatriye varoluşçu yaklaşımın merkezinde yer alır. Bireyin kendi yokoluşunu karşısına alması yaşamın trajik yanının yaşanmasıdır. Varlık alanını bir sis gibi örten hiçlik ile yüz yüze gelerek, kendi beklentisine, istemine, emeğine, çabasına rağmen varlığın yokluğa düşmesine karşı, hiçlik bulutunun içine yeni bir varlık alanını yaratmak üzere dalabilmesidir. Bu deneyim sembolik olarak kısmi bir ölüm ve tekrar-doğma olarak sık sık karşımıza çıkar.