Benim etrafımdaki her şey onun alışık olup sevdiğinden bir parça başka, bir ton farklı renkteydi. Burjuva, bu tür ayrımlara aristokrattan daha duyarlıdır. Burjuva, ömrünün sonuna dek kendini onaylamak zorundadır. Aristokratsa daha dünyaya gelirken onaylanmıştır. Burjuva devamlı kendine bir şey katmaya ya da olanı korumaya mecburdur.
Fakat sorun değildi, hem kelime denilen bu şeyler gerçekte ne işe yarardı ki? Bir değeri var mıydı kelimelerin? İnsan sevgisinin dahi gerçek olduğuna dair bir kanıt var mıydı? Her şey sahte bir gölgeden ibaretti.
“Benim de böyle saf, çocuksu bir kalbe ihtiyacım var, hem de her şeyden çok, onu önceden bir yerlerde kaybetmiş olmalıyım. Gündelik hayatın yoğunluğuna kendini kaptırmış insanların fikirleriyle kirlenmiş yüreğim, sahte şeylerin peşinden koşmuş, kendimi yormuşum.”