Öncelikle Sezin'i yıllardır severek takip ediyorum ve On Dün Önceki Kız kitabı okuduğum ilk kitabı olmasına rağmen o kadar çok sevmiştim ki sanırım kitaba duyduğum beklenti puanımı çokça etkiledi.
Kitabın üzerine çok emek harcandığı gerek teknolojik anlatımlardan gerek geçen yerlerin betimlemerinden fazlasıyla belli oluyor. Çok da akıcı bir dille yazılmış, özellikle lise bölümleri bir çırpıda okunuyor. Ama gelelim bazı kafamda soru işareti oluşturan konulara
Roman sürekli Ece ve Çağatay üzerinden ilerliyor yazarın da istediği buydu anladığım kadarıyla ama asansörde karşılaştığımız diğer insanların da bir işe yaramalarını bekledim. Bu bir kaçış hikayesi, evet ama son 20-30 sayfaya kadar asansörün vasfından başka hiçbir şey öğrenemedik. İlk defa asansörden bir şekilde kaçtıklarında hiçbir şey anlayamıyoruz zaten kitapta olan ilk olay o. Sonraki sayfalarda da hepsi kaçmış bir şekilde gelmişler Akyaka'ya kaç gün oturdular kafa patlattılar ama bu kadar yani. Hadi diyelim orada öğrendiler Ece'nin annesinin öldürüldüğünü işe yaradılar. Bu bilgiyi Ece'ye verdiklerinde devletle askerle iş birliği yapan bir şirketin arabasına bindirilmişlerdi, esirler yani baya. Ama onlar arka koltukta takılırken yanlarına bir allahın kulunu oturtmamışlar. Neden? Ece bilgileri rahatça alsın da sorgu odasında Tolga Duran'ı ifşa edebilsin diye herhalde yani yok bir sebebi. Çünkü zaten onlar söylemese birkaç sayfa sonra diğer Ece'den öğreniyoruz biz bunları. Bir de neden Ece paralel evrene geçerken babasına haber vermişler anlayamadım, yeterince dramatik bir terk ediş yapabilmesi için mi? Ha yok babasıyla vedalaşabilsin istediniz bu kadar vicdanlıydınız keşke kızın annesini öldürüp başka bir paralel evrene yollayıp psikolojisini bozduktan sonra kanka özür dileriz evrenin dokusu bozuluyomuş