“Kadınlar sırlarını böyle bisküvi kutularına, reçel kavanozlarına, çiçek saksılarına, çeyiz sandıklarına koyup kaldırıyor, sonra da arkalarından gelen bir başka kadına emanet ediyorlardı.“
“Anne sarılması diye mucizevi bir merhem var sancıları dindiren, dertleri olduğundan daha küçük gösteren. Kafanı o sihirli omuzlara koyar koymaz kolaylık makamı iniyor sanki üzerine, şifa yağmurları yağıyor. Rüzgâr bile daha şevkatle esiyor hatta. Seni köpekler gibi dalayan derdine, bir kucak neşteriyle nahifçe meydan okuyor anne. Ah anneler keşke hiç ölmese. “
Çiçek gibi dökülmeden meyve veremezsin, sonbaharda yaprak gibi yere düşersen bahardan nasiplenirsin.Yün paralanmadan nasıl iplik olur? Cam karalanmazsa nasıl ayna olur? İnsan imtihan olmadan nasıl kul olur?
“Mal sahibi mülk sahibi hani bunun ilk sahibi” demiş ya Yunus Emre;
İşte kainattaki her şeyin ilk sahibi Allah’tır. Kimi gözünde devleştirirsen muhakkak ki onunla imtihan edilirsin.