Çünkü bütün kitapları okusak, bütün ayrıntıları düşünsek bile asıl bilgiden mahrum kalır; kendimizi, sınırlarımızı ve nelere katlanabildiğimizi asla öğrenemeyiz. Üstelik, bazı bilişsel yeteneklerimiz yalnızca eyleme geçtiğimizde, hatta hata yaptığımızda gelişir. Örneğin özür dilemeyi, telafi etmeyi, ayağa kalkmayı, kayıplarımıza rağmen devam etmeyi, sorumluluklarımızı sırtlanmayı, kırılganlığımızı kucaklamayı yalnızca belirsizliğin derslerinde öğreniriz.
Anlamanın çözmeye yetmemesinin ana nedeni: Biz ne kadar anlarsak anlayalım, beynimizi geçmiş deneyimleri kullanmaya mahkumdur ve o eski deneyimlerden bir hikaye yaratmaya devam eder. Biz de bu hikayeye inanırız.