Bir felaket manzarası, acı bir olay, dertli bir insan karşısında suçlu benmişim, bütün bunlara ben sebep olmuşum gibi kimsenin yüzüne bakamam, kimseyle konuşmak istemem.
Biz orta mektebte anladık ki, bizim dilimiz "Türk dili"dir. "Şah bunu niye yasak etmiştir?" diye düşündüğümüzde anladık ki, bizim en büyük düşmanımız, budur. Bizim edebiyatımızın, kültürümüzün gelişmesine mâni olmuşlardı. Bunun sebeplerini ortadan kaldırmayı düşünüyorduk. Bunun için de gizli bir teşkilât kurduk. Bu teşkilatın adı "Ulduz" idi. Şah'a karşı mücadele edebilmek için askeri mekteblere girmek kararı aldık. Ne yazık ki, bizi bir "serheng" (çavuş, kawas) ele verdi. Çünki kendisi sosyalist düşünceliydi. Onlar da Şah'a karşı ayrı bir teşkilât kurmuşlardı. Bunlar da daha sonra yakalandılar, bizi yakalatan "serheng" de idam edildi.
Dilimizi yaşatan, günümüzü renklendiren, bize her iklimden unsurlar getirip, kültürü, hayali ve sevki ile, onlardan eserler döşeyen şairlerle yazarlar, tanınmalı ve sevilmelidirler.
Son zamanlarda biz bu kadarını bile yapmıyoruz. Ustaya, âdeta hınç beslemekteyiz. Okumamakta, tanımamakta, sevmemekteyiz. Gençlerin onları sevmesine kılavuz olacağımız yerde, gençlikle onların arasına sed çekmekteyiz.