Genelgeçer görüş denilen şey, yakından bakıldığında iki ya da üç kişinin görüşüdür; böyle genelgeçer bir görüşün nasıl ortaya çıktığını görebilseydik buna kanaat getirebilirdik. Bu tür bir görüşü doğru varsayan, ortaya koyan, öne süren iki ya da üç kişi olduğunda, diğerlerinin de iyi niyetle onlara güvenip bunu derinlemesine incelediklerini varsaydığını görebilirdik: Önce bu kişilerin yeterli becerilere sahip olduğu önyargısıyla başkaları da görüşü benimser; yine birçok insan tembelliklerinden dolayı bunu sınama zahmetine girmekteyse inanmaya meyleder. Böylece bu tür üşengeç ve çabuk kanan taraftarların sayısı günden güne artar: Çünkü görüş kendine önemli ölçüde destek toplar toplamaz sonraki taraftarları bunu gerekçelerinin güvenilir olmasına yorar. Geri kalanlar da genel kabul görmüş görüşlere kafa tutan, kendini tüm dünyadan daha akıllı gören az ve küstah insanlarla aynı görüşte kalmamak için bunları kabul etmek zorunda kalır. Artık onay bir görev haline gelmiştir. Şimdi muhakeme yeteneği olan çok az insan da susmak zorundadır: Konuşmasına izin verilenler, kendi görüşlerini ve yargılarını oluşturmaktan tamamen âciz, sadece başkalarının görüşlerinin yankısı olanlardır; yine de bunları daha büyük bir hararet ve hoşgörüsüzlükle savunan da onlardır. Çünkü farklı düşünen insanlarda nefret ettikleri şey, taraf oldukları farklı görüşler değil, kendi yargılarında bulunmaya kalkışma küstahlığıdır; kendileri böyle bir şeye asla kalkışamazlar ve için için bunun farkındadırlar.
Bir tartışmadan galip çıkan kişi bunu genellikle önermesini ortaya koyarken yaslandığı muhakeme gücünün doğruluğundan ziyade önermesini savunurken gösterdiği kurnazlığa ve beceriye borçludur.