Gitmeseydi, bunu bana yapmasaydı, belki de birlikte yürürdük şimdi sahile kadar. Sonra oturur bir yerlerde tavla bile oynardık, ben yenilirdim, koltuğumun altına alırdım tavlayı.
Sevilirken, kendimize, sevdirmeye çalıştığımız zamanlardaki kadar bakmıyoruz çünkü hiç. Biri gelip tezgâhtan alana kadar, bir manavın önlüğüne süre süre parlattığı elmalar gibi cilalayıp duruyoruz kendimizi. İlk ısırıktan sonra, ısırılan yerlerimizden kararmaya başlıyoruz ama.